Hogwarts Cadılık Ve Büyücülük Okulu

Hogwarts RPG
 
AnasayfaKapıSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Raquel Lexie Quixie

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Raquel Lexie Quixie



RPG Puanı :
90 / 10090 / 100

Mesaj Sayısı : 1
Asa : ......
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 17/12/09

MesajKonu: Raquel Lexie Quixie   Perş. Ara. 17, 2009 11:27 pm

Lexie’in göz kapakları titredi ve açıldı. Gözleri kan çanağı gibi kıpkırmızı olmuştu ve yüzü oldukça solgun görünüyordu. Caddenin ortasında sere serpe yerde uzanıyordu. Her yeri dayanılmaz bir şekilde ağrıyordu. Hafifçe diklenmeye çalıştı ancak başı çığlık atmasına neden olacak şekilde tekrar beton zemine düştü.
Hava kararmış, güneş dağların arasından karanlığa gömülmüştü. Lexie son bir ümitle ağzını açtı ve bağırmaya çalıştı, yardım istemeye… Ama kurumuş dudaklarından çıkan tek şey su buharı oldu. Hava soğumuştu ve Lexie soğuk terler döküyor, aynı zamanda da titriyordu.
Sokağın başında ışığı yanan küçük bir market gördü ve onu burada kanlar içinde yatarken nasıl fark etmediklerini merak etti. Ellerini karnına götürdü ve orada hala bir şişlik olduğunu hissettiğinde biraz olsun rahatladı.
Göğsü güçlükle inip kalkıyordu ve fazla kan kaybettiği için bilinci pusluydu.
‘’Dayan bebeğim, kal! Benimle kal!’’ diye fısıldadı. Ancak ona doğru eğilmiş birisinin duyabileceği kadar kısık sesle. Yanaklarından usulca gözyaşları süzüldü ve akan kana karıştı. Ellerini karnında birleştirdi ve bebeğine bir şey olmaması için dua ederek gözlerini açık tutmaya çalıştı. Uykusu vardı, gözlerini bir saniye kapatsa, belki iyi olabilirdi, dinlenmeliydi. Küçük bebeği karnında hareket ettiğinde Lexie irkildi. Gözlerini açık tutmak zorundaydı. Biri onu bulana dek asla gözlerini kapatmayacaktı. Hafifçe başını çevirdi ve kapatmayı hazırlanan markete baktı. Adam kepenkleri sesli bir biçimde aşağı çekti ve ellerini birbirine sürterek karanlık geceye karıştı. Lexie arkasından bağırmak istedi. Ama korkudan, acıdan, endişeden nefesi kesilmişti. Ve tek şansları da Lexie’in yakalayamayacağı kadar uzaktaydı artık. Gözyaşları hızlandı ve düşünemez hale geldi. Zihnindeki sisi dağıtmak için bir şeyler yapmalıydı. Böyle geçen her dakika daha çok uykusu geliyordu ve kapatmamaya çalıştığı göz kapakları kapanmak için savaş veriyordu ki bu şavaşı eğer böyle giderse kazanacaklardı.
‘’İnanıyorum bebeğim, seni kurtaracağım. Ne pahasına olursa olsun kurtaracağım.’’ Lexie hafifçe kıpırdandı ve acıyla yüzünü buruşturdu. İnce ve bembeyaz parmaklarıyla beton zemine sıkıca tutundu ve şu anda ona kilolarca ağırlığında gelen bedenini biraz daha kenara kaydırmayı başardı. Bir eli karnında diğer eli beton zemini iyice kavramış, kan içinde bir bedenle, acı içinde akan gözyaşlarıyla korkunç görünüyordu.
Şiş karnı beton zemine sürtündüğünde acıyla inledi. Kanaması azalmıştı çünkü bedeninde akacak daha fazla kan kalmamıştı. Gözyaşları artmıştı çünkü git gide ümitsizliğe kapılıyordu. Göz kapakları kapanmak üzereydi çünkü bilinci kapanıyordu. Attığı çığlıklar artmıştı çünkü her saniye daha fazla acı çekiyordu.
Ağır bedenini acı dolu çığlıklar eşliğinde yol kenarına kadar çekebilmişti ancak artık gücü kalmamıştı. Olduğu yere yığıldı ve gözlerini kapatmamak için son bir çaba gösterdi. Tek hissettiği bebeğiydi. Ordaydı, annesine güveniyordu. Ben buradayım diyordu adeta… Gitme, pes etme, kurtar beni diye bağırıyordu hareketleriyle ancak Lexie’in bir gram bile gücü yoktu. Tek istediği bebeğinin yaşamasaydı. Onunda canını kendi canıyla beraber alıp götürmek istemiyordu.
Caddenin başında bir karaltı gördü. Bir an göz yanılması olduğunu düşündü çünkü zaten zihni derin bir sis tabakası ile kaplıydı ancak bu gerçekti, koşar adımlarla ona doğru yaklaşan adam gerçekti. Lexie kan içindeki bembeyaz elleriyle karnını okşadı.
‘’Kurtuluyoruz bebeğim.’’ Dedi gözyaşları içinde gülümsemeye çalışarak. Adamın güçlü ayak seslerini zonklayan kulakları işitiyordu. Adam nefes nefese Lexie’in yanına çöktüğünde ve Lexie’in buz gibi soğuk elini sıcak avuçlarının içinde hapsettiğinde Lexie derin bir uykuya dalmak için kendini hazırlıyordu.
‘’İyi misiniz bayan?’’ diye sordu saçma bir soru olduğunu bilerek güçlü bir cüsseye sahip olan adam. Lexie konuşmaya çalıştı ama ağzından çıkan tek söz karanlıkta tam olarak yüz hatlarını seçemediği bu adama güvendiğini belli eden ufacık bir cümle oldu.
‘’Bebeğim, onu kurtarın!’’ diye fısıldadı içinden adamın duymuş olması için dua ederek. Sokak birkaç sokak lambasının dışında karanlıktı ancak onlara sarhoşlar içki şişeleri fırlattığı için çok iyi yanmıyorlardı ve Lexie’in uyku isteği dayanılmaz bir seviyeye ulaşmıştı. Yanında dizleri üzerine çökmüş endişe ve dehşet içinde onu süzen adama aldırış etmiyordu. Bir şeyler söylediğini duydu adamın ancak artık düşünemiyordu. Adamın sesi çok uzaklardan geliyordu adeta. Lexie sadece yarı açık yarı kapalı göz kapaklarının arasından adamın hararetle konuştuğunu görebiliyordu.
Gözleri kapanmak üzereydi. Ellerinin karnında sabitledi. Artık ne akacak kanı ne de gözyaşı kalmıştı. Huzurla gidecekti bu dünyadan. Bebeği kurtulacaktı inanıyordu. Onu annesiz bıraktığı için kendini asla affetmeyecek olsa da bebeğinin hayatı kurtulmuştu. Gözlerinin önüne ablası geldi bir anda. O Lexie’in küçük bebeğine iyi bakardı, bakacaktı, bakmak zorundaydı. Derin bir sis tabakasının içinde kaybolurken ayaklarının yerden kesildiğini hissetti. Neredeyse kapanmak üzere olan göz kapaklarının arasından adamın dudaklarına baktı. Dediği şeyi beyninin çalışan son kısmıyla algılamak bile onun için çok zor olmuştu.
‘’Sakın gözlerini kapatma!’’
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Raquel Lexie Quixie
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Hogwarts Cadılık Ve Büyücülük Okulu :: Site Hakkında * Genel * :: RP Puanlama-
Buraya geçin: