Hogwarts Cadılık Ve Büyücülük Okulu

Hogwarts RPG
 
AnasayfaKapıSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Ned Narion

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Ned Narion

avatar

RPG Puanı :
75 / 10075 / 100

Erkek
Mesaj Sayısı : 18
Yaş : 22
Savaş Tarafın : Gardiyanlar
Rp Partneri : yok
En Belirgin Özellik : soğukkanlılığı
Asa : yok
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 05/08/08

Galleon
Galleon: 10
Patronus: yok

MesajKonu: Ned Narion   Perş. Eyl. 10, 2009 3:46 pm

Ned bir ‘puf’ sesi ile ayaklarının yere bastığını hissetti hafif bir yalpalamadan sonra lanet okuyarak çantasından pelerini çıkardı ve üzerine geçirdi, kimseyi göremiyor olsa da burada birçok seherbaz olduğunu biliyordu. Asasını çıkartıp eline aldıktan sonra eğildi. Karanlık ve ürkütücü ormanda birazdan kıyamet kopacaktı. Baş seherbazın herkese daha önceden anlattığı gibi bir patlama ile ölümyiyenlere saldırılacaktı. Zümrüdüanka Yoldaşlığının karanlık lorda burada saldırmasının sebebi ölüm yiyenlerin burada toplantı yapacak olmasıydı ve bu bilgiyi baş seherbaza Ned bildirmişti. Bakanlıkta çalışan şüphelendiği birine veritaserum içirmiş ve bir ölüm yiyen olduğunu, toplantının yerini ve zamanını öğrenebilmişti. Bu bilgi bir intiba kazandırabilirdi Ned’e. Yazık, azkaban hapishanesinde şimdi çok büyük acılar çekiyor olmalıydı.

Düşüncelerinden dolayı konsantrasyonunu kaybettiğini anlayınca kendine kızmıştı. Önlerde bir yerde çıkan beyaz ışık ile yaprak sesi çoğalmış saklananlar ortaya çıkmıştı. O sırada birçok ‘puf’ sesi çıkmış ve neredeyse bütün Yoldaşlık üyeleri gelmişti. Ned pelerini olduğu yere atıp asasını ileri doğrulttu ve koşmaya başladı.


“Sersemlet!”


En öndeki baş seherbazın savaşı başlatması üzerine ardı arkası kesilmeyen büyü ve lanetler atılmaya başlamıştı. Ned öne, yeşil ışıkların üzerlerine geldiği yöne doğru savuruyordu büyülerini. Sessiz sakin orman şimdi bir savaş alanına dönmüştü. Ölüm yiyenler de bu ani baskın yüzünden şaşkına dönmüş olmalıydılar. Büyülerin kendisine daha çok yaklaştığını anladığında diğer seherbazlardan biraz ayrıldığını fark etti, kendini hiç gizlemeye çalışmamış olması ölüm yiyenlerin Ned’e hedef almasını sağlamıştı. Büyülerden biri omzuna çarpınca lanet savurmayı kesmişti. Vücudu ağırlaştı, gözleri kapandı. Son hissettiği toprağa sert çarpışıydı...

Gözlerini açtığında bir ağaca dayandırılmış üzerine de pelerin örtülmüştü. Gördüğü alan sakindi başını kaldırdığında kafasının üzerinden kayıp gitmişti şeffaf pelerin. Arkasını döndü ve çatışmanın daha bitmediğini görmüştü. Asasını aradı cübbesinde ama bulamadı diğer ceplerine baktı, korktu. Sonunda yerde buldu asasını, hemen kapıp ayağa kalktı. Bu sefer yerden görünmezlik pelerinini alıp üzerine geçirerek hareket etti diğer seherbazların yanına.

Gökyüzüne doğru uçan bir büyü yukarıda patlamış ve karanlık işaret görünmüştü. Bu kötüydü seherbazlar için, karanlık işaret diğer ölüm yiyenleri de çağırmak anlamına geliyordu ki bu da işleri zorlaştıracaktı. Ölüm yiyenleri çift ateş altına almışlardı. Plan iyi işliyordu şimdi sıra dağılmaya gelmişti. Bir yuvarlak içine alınan ölüm yiyenlerin kaçmaktan başka çaresi kalmamalıydı ki neredeyse yarısı yerde baygın halde duruyordu. Ned kendine doğru gelen yeşil ışığı son anda fark etmişti ve kenara çekildi. Hemen ardından


“Protego Horribilis!”


Dedi ve diğer seherbazların yaptığı gibi yuvarlak oluşumuna katıldı.

"Sersemlet!"


Her büyünün ardından yerini değiştiriyor tekrar sersemletme büyüsü gönderiyordu. O sırada yakın bir seherbaz arkadaşının bir lanet ile yere yığıldığını gördü. Mantıken onun yanına gitmeye kalksa kendisine de bir şey olacaktı. Her yerde büyüler uçuşuyordu sonuçta, küçük bir konsantrasyon kaybı çok zarar verebilirdi… Aynı zamanda kim-olduğunu-bilirsin-sen'in burada olmaması ya da kaçmış olması büyük bir avantajdı. Birçok ölüm yiyende korkaklığından tüymüştü ortalıktan.

Uzun bir süre geçmiş ölüm yiyenlerden kaçabilenler kaçmış kalanlarsa yerlerde kalmıştı. Savaştan sonra ormana eski sessizliği geri dönmüştü. Seherbazlar ölüm yiyenlerin asalarını alıyor, bağlayıp cisimleniyorlardı. Yerde yatan seherbaz ve yoldaşlık üyeleri kendilerine gelmeye başlıyorlardı. Ned asasını yerde sersemletilmiş olarak duran ölüm yiyenlerden birine doğrulttu


“Ennervate.”

Diyerek uyandırmaya çalışıyor. Bazılarına ise hiç işlemiyordu. Uyanma yoktu artık onlar için. Ned şifacıları ve seherbazları rahat bırakarak oradan cisimlendi. Yorgun bir şekilde evinin kapısını açarak içeri girdi. En yakın koltuğa kendin saldı. Yarım saatlik bir uyku ile kendine gelmişti, saat öğleden sonra altıya geliyordu. Karnından gelen bir guruldama ile açlığı aklına geldi. Karnını ovarak mutfağa doğru ilerledi.

Tahta dolapların fıstık yeşili kapakları mutfağı biraz daha aydınlık gösteriyordu. L biçiminde tasarlanmış olan mutfak tam Ned’i hoşuna gidiyordu. Ama evde tek başına olması canını sıkıyordu. Teklik sıkıntı veriyordu Ned’e… O sırada bir baykuş pencere camından içeri girmiş dolapların birine çarpıp yere düşmekten son anda kurtulduktan sonra masaya tünemişti. Ned mektubu alıp 10 sickle verdi baykuşa. Bakanlık mührü bulunan mektubu açtı.

Mektubu açıp okumaya başladı

“Sayın Narion.

Sihir Bakanının emri üzerine 8 Eylül Salı günü saat öğleden önce 11.00’de Sihir bakanlığı bakanlık dairesine gelmeniz rica olunur.

İmza Sihir Bakanı Marc Leal L'angley”


Ned daha önce hiç böyle bir mektup almamıştı. Sihir bakanının kendisi özel olarak bir çalışanı çağırması ya çok iyi bir şeydi, ya da çok kötü. Kötü bir şey yapmamış olduğunu düşünüyordu, en azından öğrenemezlerdi bunu şimdilik. Mektubu katlayıp masanın üzerine koydu. Dolaptan yiyecek bir şeyler bulup masasına koydu. Yalnızlık hiç de güzel bir şey değil di, öyle sanıldığı gibi. Bir bardağa gazoz doldurup evin penceresinden dışarı bakmaya başladı gazozunu yudumlarken. Bugün çok heyecanlı bir gün olmuştu Ned için…


***Ertesi gün***

Ned odasından çıkarken merakı doruklardaydı. İç duygularını dışına yansıtmıyor olması çok güzeldi, çünkü eğer yansıtsaydı şimdi meraklı ve haylaz bir çocuk gibi olacaktı. Yatak odasının kapısını çekip lavaboya doğru yöneldi. Yüzünü yıkayıp kendine geldi, suyu her zaman çok sevmişti. Yağmuru, karı çok seviyordu. Küçükken kışın göle düşmüştü, kurtarılmıştı ancak bir süre sudan nefret etmişti, küçüktü çünkü. Sonradan öğrendi, su; kullanmasını bileni el üstünde tutar, bilmeyeni boğardı. Şimdi ise kendisini bir daha boğuluyor bulmamak için yüzme öğrenmişti.

Karnı çok aç değildi, gece yiyip yatmıştı hem de şunun şurasında beş saat uyumuştu. Akşamdan kalma mektup masanın üzerindeydi hâlâ. Suyunu içerken mektubu tekrar okudu. Mühre ve imzaya baktı. Mektubu cebine atıp son yudumu da içti bardaktan. Buzdolabını açtı, pek bir şey kalmamıştı dolapta. Dolaptaki son elmayı da alıp eliyle sildi. Elmasını yerken dolabı kapatıp mutfaktan çıktı. Salondaki büyük saate baktı saat 09.45 idi. Ned bugünkü işlerinin yoğunluğunu düşünerek evinden çıktı. Asasını kapıya doğrultarak
“Colloportus.” Dedi. Küçük bir kilit sesi ile evi korunmaya alınmıştı.

“Puf!” diye kendini atriyumda buluvermişti. Büyük, geniş bir bina, kocaman kolonlar ve gözükmeyen bir sürü koruma büyüleri, tılsımlar vs.. Asansöre binip seherbaz dairesine gidiyordu.
Asansör tıklım tıklım olmuştu. Bakanlıkta çok çalışan varken neden bir tane asansör vardı bilinmez. Sıkışık bir şekilde yolculuk hiç de güzel olmuyordu. Sonunda Seherbaz bürosuna gelip durmuştu asansör. Burada inecek olan tek kendisi olduğu için insanların arasından zorla geçip dışarı çıktı. Rahat ve temiz bir hava aldı. Odasına doğru gitti. Şu sıralar seherbazlar ortada yoktu. Birçoğu da işten kendi isteğiyle ayrılmıştı zaten. Kapıyı arkadan kapatıp odasında yığılı kâğıtlara baktı. Gözlerini devirerek masasına geçip oturdu.

Sonunda odayı çalışan odasına benzetmişti. Saat 10.48 olmuştu. Ned oturduğu yerden kalkıp dışarı çıktı. Kapıyı ardından kitleyerek tekrar asansöre yöneldi. Umuyordu ki bu sefer boş olurdu. Asansöre binince boş olduğuna sevinmişti. Asansördeki birkaç kâğıt uçak her an saldırabilecekmiş gibi havada asılı duruyordu. Bakanın odasının önüne geldiğinde önce biraz duraksadı, üstüne başına bakıp düzen verdikten sonra odanın kapısını tıklattı.


“Girin.” Diye bir ses yükseldi içeriden.

Ned, kapıyı açıp içeri girdi. Sihir bakanı koltuğunda yayılmış oturuyordu. Ned’in odasındakine biraz benzeyen ama daha lüks bir masa vardı önünde. Derli toplu masayı kalemlik, tüylük ve küçük mürekkep kutuları ile süslemiş ve gayet güzel durmuştu. Bakanın üzerinde şık bir takım elbise vardı ve ona ciddi bir hava veriyordu.


“Otur Ned.”


Bakan Ned’in ayakta saf saf durduğunu fark etmiş olmalıydı. Masanın önündeki koltuklardan birine oturup sordu;


“Buyurun sayın bakanım, beni emretmişsiniz.”

“Evet, Ned, senin için iyi bir haberim var. Ama önce herhangi bir yakının var mı öğrenmek istiyorum.”

Ned bu soruya biraz şaşırmış olsa da kısaca yanıtladı “Benimle beraber yaşamayan bir kız kardeşim var.”

“Peki, seninle yaşamıyorsa sorun yok demektir. Ben, senden bir şey istiyorum ve karşılığında da bir şey vereceğim tabiî ki.”, Ned bakanın kendisinden ne isteyebileceğini merak ederken sihir bakanı konuşmasına devam etti.

“Bir görev, zorlu olacağı için belki ailene haber vermek isteyebilirsin diye düşündüm. Sen bilirsin. Benim senden istediğim şu; biliyorsun ki New World Order, Karanlık Lord’un önderliğinde çok güçlendi. Benim senden istediğim onlardan bana bilgi sızdırman. Hiç biri senin yüzünü bilmediği için senin için çok da zor olmaz. Ama zihinbendini geliştirmelisin çünkü aralarında fazla zihinfendar var.”

“Anladım efendim. Ama ben zihinbendar değilim. Yani bu konuda hiç eğitimim yok, bu yüzden iyi bir eğitim almam gereklidir.”

“Evet, onu da düşündüm Ned. Senin için ayarladığım iyi bir öğretmen var…”

Merakını gidermişti ancak bu sefer de değişik bir his kaplamıştı vücudunu, ağır ve zor bir görevin verdiği ağırlık. Bu iş hiç de düelloya benzemeyecekti. Çok küçük bir yanlış öldürecekti Ned’i. Daha önce bu kadar ciddi bir görev almamıştı hiç. Belki de Lord ile yüz yüze gelecekti. İşte o andan korkuyordu çünkü Karanlık Lord’un yaptığı büyülere karşılık verebilecek yoktu şuanda. Onun zihinfendine karşı koyamayacağını düşünüyordu Ned. Karmaşık duygular içinde asansöre binip odasına gitti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Rolande Addié
5. Sınıf
avatar

RPG Puanı :
100 / 100100 / 100

Kadın
Mesaj Sayısı : 1462
Yaş : 23
Savaş Tarafın : Chiarore Suo Guardia
Rp Partneri : Forever Sébastien! He is my love angel.
En Belirgin Özellik : Sabırlı kişilik ve oldukça sakar o.O
Asa : 21 Inch,Hipogrif Tüyü, At Kılı
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 26/06/09

Galleon
Galleon: 1000
Patronus: Seçilmedi

MesajKonu: Geri: Ned Narion   Perş. Eyl. 10, 2009 6:54 pm

Renklendirme güzeldi. Uzunlukta kurguya göre bakılırsa, ortalama üstü seviyede. Tek sorun paragrafları çok fazla, yani aşırı derecede kısa tutman. Paragraflarını daha kalınlaştırmayı denemelisin. Bazı yerlerde daha net vurgulamalar olabilirdi. Anlatım güzeldi ama daha fazla akıcı olmalı. Yani biraz sıkıldım. İyi rpler.


RPG Puanınız:75

_________________


I can almost see it
That dream I'm dreamin
But there's a voice inside my head saying you'll
never reach it.


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Ned Narion
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Hogwarts Cadılık Ve Büyücülük Okulu :: Role Play Game Dışı :: Site Arşivi :: RPG Arşivi-
Buraya geçin: