Hogwarts Cadılık Ve Büyücülük Okulu

Hogwarts RPG
 
AnasayfaKapıSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Peron 9 3/4

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Julian Whisper
Ölüm Yiyen
avatar

RPG Puanı :
85 / 10085 / 100

Erkek
Mesaj Sayısı : 379
Yaş : 46
Savaş Tarafın : DarkSide
Rp Partneri : Melanie Whisper (artık whisper oldu :D)
En Belirgin Özellik : her nefis ölümü tadıcıdır...
Asa : Kayın Ağacı
34 cm
Ejderha yürek lifi
hayli esnek ve kullanışlı
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 16/08/09

Galleon
Galleon: 10
Patronus: Aslan

MesajKonu: Peron 9 3/4   Perş. Ağus. 27, 2009 7:28 pm

Her sene oldu gibi bu sene de tür tür büyücü ailesinin tuhaf beklentisine şahit olan istasyon bu sene de epey kalabalıktı.Bay Julian da bu büyük gergin kalabalığın bir parçası olarak duvara yaslanmış sıkıntıyla Hogwarts Ekspresi’ nin gelmesini bekliyordu. Siyah cüppesi bu sıcak havada onu iyice bunaltıyor fenalık geçirmesine neden oluyordu. Gerçi bu kadar kalabalık ve oradan oraya koşan küçük sihirbaz ve cadılar onun başının şişmesi ve fenalık geçirmesi için yeterli bir sebepti. Sevgili karısını içinden geçirerek ona kızdı. Ne gerek vardı ki orada olmasına, pekala birini de gönderebilirdi Nathan’ı alması için. Ama yine de yıllardır aşkından bir gram eksilmemiş karısını kıramamış buraya gelmişti.

Sonunda Ekspres uzaklardan dumanını göstermiş, yaklaştığını haber vermişti. Bay Julian gibi bir çok büyücü kıpırdanarak platformun kenarına yaklaşmıştı. O kadar kalabalıkta oğlunu bulmak biraz güç olacaktı onun için. O sırada yanına gelen bir cadı ve yanında bulunan küçük cadı, Bay Julian a kibar bir şekilde selam vermiş ve tıpkı onun gibi yolu gözlemeye başlamıştı. Ama küçük cadı gözlerini Bay Julian a dikili tutmaya devam etmiş, Bay Julian ona bakınca gülümseyerek gözlerinin içine bakmıştı. Bay Julian’ da ona küçük bir gülümsemeyle karşılık vermişti ama bu aradaki empati bayımı rahatsız etmişti. Henüz dört ya da beş yaşında olan küçük hanıma dikkatle bakıp hareketlerini izleyen Bay Julian gülmemek için kendini zor tutuyordu. Büyümüşte küçülmüş tavırları ile Bay Julian’ a oğlu Nathan’ ı hatırlatan bu hanım Bay Julian’ nın yeni bir babalık arzusu hissetmesine neden olmuştu. Bunu bir ara gerçekten düşünmelilerdi. Farkında olmadan küçük hanıma gülümseyerek bakan Bay Julian’ı küçük hanımın elini tutması kendine getirmişti. “Merhaba efendim, adınız nedir?” diye sordu birden küçük bayan. Neye uğradığını şaşıran Bay Julian ona dikkatle bakarak “ Julian küçükhanım, peki ya siz, siz isminizi bahşetmeyecek misiniz bana?” diyerek ayaklarının üstüne çöküp onunla aynı seviyeye gelen Bay Julian küçük hanımın gözlerini ilgiyle süzüyordu. Kendisi gibi masmavi gözlere ve başak sarısı saçlara sahip bu küçük hanım ileride muhteşem bir kadın olup çok erkeğin canını yakacağa benziyordu. “ Rosa efendim, memnun oldum.” dedi, ince çocuksu sesi gayet sakin ve pürüzsüz çıkıyordu. Gülmesine artık engel olamayan Bay Julian kendini durdurur durdurmaz “ Aa! O şeref bana ait küçük hanım, merakımı mazur görün, babanızın ismi nedir?” dedi kibarca konuşmaya devam eden Bay Julian. Küçük hanımefendi hemen lafa başlayarak “Önemli değil,Mac efendim, kendisi seherbaz,” dedi büyük bir gururla. Onun bu gururla söylediği kelime Bay Julian’a gerçek acımasız kimliğini hatırlatmış ve moralinin bozulmasına neden olmuştu. Hiçbir şey demeden küçük cadının elini öpmüş ve ayağı kalkıp yaklaşmakta olan treni izlemeye başlamıştı. Kendi kendine içinden geçirerek “Seherbazmış, hıh, neden tam olarak üstümdeki bu sempatiyi atamıyorum.” dedi.

Tren yavaşça platforma girdi ve yavaşlayarak en sonunda durdu. Tamamen durduğu an içerideki görevliler kapıları açıp önce kendileri inerek daha sonra diğer öğrencilere geçmeleri için izin verdi. Öğrenciler yavaş yavaş kapılardan dökülmeye başlamıştı. Bay Julian dikkatle kapılara bakıyor Nathan’ ı arıyordu. En sonunda ortalarda bir kapıdan inen Nathan sandığını görevliden alarak etrafını taramaya onu almaya gelen kişiyi tanımaya çalışıyordu. Bay Julian elini kaldırarak “Adrién” diye seslendi. Ona seslenirken Nathan ismini pek kullanmazdı, çünkü bu ona biraz acı verirdi. Babasının sesini duyan Nathan ona dönerek tedirgin bir gülüşle ona selam verdi ve ağır adımlarla yanına geldi. “Merhaba baba, nasılsın?” diye sordu. Biraz uzak davranıyor gibiydi. Bay Julian oğluna yaklaşıp sarıldı ve kızgın bir sesle “ Sen bizi özlemesen biz seni özledik evlat! Seni sormalı..” dedi keyifli bir sesle. İkisi birlikte kalabalıktan sıyrılırken Sandığını taşımakta güçlük çeken Nathan’ın elinden sandığı alan Bay Julian gülümseyip ona göz kırptı..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Peron 9 3/4
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Hogwarts Cadılık Ve Büyücülük Okulu :: Büyücü Yerleşme Yerleri :: Hogsmeade :: Tren İstasyonu-
Buraya geçin: