Hogwarts Cadılık Ve Büyücülük Okulu

Hogwarts RPG
 
AnasayfaKapıSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 1881 - 1938

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Wentworth D. Whisper
KSKS Profesörü-Slytherin Bina Sorumlusu
avatar

RPG Puanı :
100 / 100100 / 100

Erkek
Mesaj Sayısı : 1743
Yaş : 27
Savaş Tarafın : New World Order
Rp Partneri : ♥~Geonna Romia Bianca~♥
En Belirgin Özellik : Metamorphmagus, Zihnefendar ve Acımasız olduğu bariz
Asa : Gölge Karmaşası Karaağaç'dan yapılma. Özünde Ejderha Tüyü vardır. 22 cm. Esnektir. Saldırı Büyülerinde Başarılıdır. En iyi büyüsü: Carpe Portus
Sahibi istemeden Başkasına çalışmaz. Deneyene Avada Kedavra yapar
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 10/07/09

Galleon
Galleon: 360
Patronus: Çift Başlı Kartal

MesajKonu: 1881 - 1938   Paz Ağus. 23, 2009 5:15 pm

1881 - 193∞
''Atatürk Hiç Ölmedi...Bedeni Bu Dünyadan Göçmüş Olsada ,
İlke ve Devrimleriyle Sonsuza Dek Yaşıyacaktır.
''




Mustafa Kemal Atatürk (d. 1881, Selânik - ö. 10 Kasım 1938, İstanbul), Türk asker ve devlet adamı.
Türk Kurtuluş Savaşı'nın önderi, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanıdır.
Birinci Dünya SavaşıAnadolu'da başlayan Ulusal Bağımsızlık Mücadelesi'nin askerî,
fikrî ve siyasi önderliğini yapmış; modern Türkiye'yi oluşturan devrim ve reformları gerçekleştirmiştir.
Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu siyasi örgütü ve dönemin iktidar partisi Cumhuriyet Halk Fırkası'nın
(daha sonra Cumhuriyet Halk Partisi) kurucusu ve ilk genel başkanıdır.

Nüfus Cüzdanı

993.815-B seri ve 51 sıra numaralı Nüfus Hüviyet Cüzdanı
Bilinenin Dışındaki İmzası

27 Mart 1923 tarihinde Ankara Nüfus Müdürlüğünce verilen nüfus cüzdanına göre, Boy: Orta, Saç: Sarı, Kaş: Sarı, Göz: Mavi, Burun: Adeta, Ağız: Adeta, Bıyık: Sarı, ke**** Sakal: Tıraş, Çene: Uzunca, Çehre: Uzunca, Renk: Beyaz, Alamet-i farika-i tabiiye: Tam, İsim ve şöhreti: Müşir Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri, Tarih ve mahall-i veladeti: Selanik, 1296, Pederinin ismiyle mahall-i ikameti: Tüccardan müteveffa Ali Rıza Efendi, Validesinin ismiyle mahall-i ikameti: Müteveffiye Zübeyde Hanımefendi, Sanat ve sıfat ve hizmet ve intihab selahiyeti: TBMM Reisi ve Başkumandan, Müteehhil ve zevcesi müteaddid olup olmadığı: Bir zevcesi vardır, Derecat ve sunuf-ı askeriyesi: Müşir, İkametgâh ise Hacı Bayram Mahallesi 161/1 idi.

Yeni alfabenin kabulünden sonra yenilenmiş nüfus cüzdanlarından "993.814-B seri ve 51 sıra numaralı" cüzdanda adı: Kemal, soyadı Atatürk, "993.815-B seri ve 51 sıra numaralı" cüzdanda adı Kamal, soyadı Atatürk, Meslek ve İçtimai vaziyeti: Reisicumhur, Medeni hali: Evli değildir, nüfus kütüğüne yazılı olduğu yeri ise Ankara Vilâyeti Çankaya Mahallesi Hane No. 139, Cilt: No. 56 ve Sahile No. 49 olarak yazılmıştır.

Çocukluk ve gençlik yılları (1881 - 1905)

Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selanik, Koca Kasım Paşa Mahallesi, Islahhane Caddesi (Bugünkü Apostolu Pavlu Caddesi No: 75, Aya Dimitriya Mahallesi, Selanik, Yunanistan)'nde bugün müze olan 3 katlı ve 3 odalı ve pembe boyalı evde doğdu. 1839'da Kocacık'ta doğduğu sanılan babası Ali Rıza Efendi aslen Manastır'a bağlı Debre-i Bâlâ (Yukarı Debre)'dandır. Milis subaylığı, evkaf kâtipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım'la evlendi. Bu çiftin Fatma (1872-1875), Ahmet (1874-1883), Ömer (1875-1883), Mustafa (Kemal Atatürk) (1881-1938), Makbule (Boysan, Atadan) (1885-1956) ve Naciye (1889-1901) adında altı çocukları oldu. Fatma dört, Ahmet dokuz, Ömer sekiz yaşlarında iken, o senelerde salgın olan kuşpalazı (difteri) hastalığından çocuk yaşlarında öldüler. En küçük kardeş Naciye, Mustafa Kemal'in Harp Okulu'nu bitirdiği sene, oniki yaşındayken verem hastalığına yakalanıp hayatını kaybetti. Makbule Hanım 1956 yılına kadar yaşadı.

Eğitim Hayatı

Öğrenim çağına gelen Mustafa, annesinin isteğiyle Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, daha sonra babasının isteğiyle Mektebi Şemsi İbtidai (Şemsi Efendi Mektebi)'ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği'nde Hüseyin dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik'e dönüp okulunu bitirdi. Bu arada Zübeyde Hanım, Selanik'te gümrük memuru olan Ragıp Bey ile evlendi.

Şimdi müze olan Koca Kasım Paşa Mahallesi Islahhane Caddesi'ndeki ev 1870'de Rodoslu müderris Hacı Mehmed Vakfı tarafından yaptırılmış ve 1878'de yeni evlenen Ali Rıza Bey tarafından kiralanmıştır. Ancak o öldükten sonra Mustafa ve ailesi bu evden yanındaki 2 katlı, 3 odalı ve mutfaklı daha küçük eve taşınmışlardır.
Kız kardeşi Makbule Hanım, annesi Zübeyde Hanım ve Atatürk

Mustafa, Selânik Mülkiye Rüştiyesi'ne kaydoldu ve 1893 yılında Selânik Askerî Rüştiyesi'ne girdi. Bu okulda Matematik Öğretmeni Yüzbaşı Üsküplü Mustafa Sabri Bey anlamı mükemmellik, olgunluk olan "Kemal" adını verdi. Fransızca öğretmeni Yüzbaşı Nakiyüddin Bey (Yücekök), özgürlük düşüncesiyle genç Mustafa Kemal'in düşünce yapısını etkiledi. Mustafa Kemal Kuleli Askerî İdadisi'ne girmeyi düşündüyse de ona ağabeylik yapan Selânikli bir subay Hasan Bey'in tavsiyesine uyarak Manastır Askerî İdadisi'ne kaydoldu. 1896-1899 yıllarında okuduğu Manastır Askerî İdadisi'nde Tarih öğretmeni Kolağası Mehmet Tevfik Bey (Bilge), Mustafa Kemal Efendi'nin tarih'e olan merakını güçlendirdi. Bu okulu ikincilikle bitirdi. 13 Mart 1899'da İstanbul'da Mekteb-i Harbiye-i Şahane (Harp Okulu)'na girdi. Birinci sınıfı 27. ikinci sınıfı 11. üçüncü sınıfı 1902'de Mülazım (Teğmen) rütbesiyle, 549 kişi arasından, piyade sınıf sekizincisi (1317 - P.Cool olarak bitirdi. Akabinde Erkan-ı Harbiye Mektebi (Harp Akademisi)'ne devam etti ve 11 Ocak 1905'te Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle bitirdi.

"Atatürk'ün evi" (Apostolu Pavlu Cad. No: 75, Aya Dimitriya Mah., Selanik, Yunanistan)

Atatürk'ün doğum tarihi

Atatürk'ün kesin doğum tarihi bilinmemektedir. Kendisi de bilmiyordu. Gregoryen takvimi 26 Aralık 1925'ten sonra Türkiye'de kullanılmaya başlanmıştır, doğum tarihi konusundaki karışıklık ise Osmanlı döneminde kullanılan iki takvimden doğmuştur. Bu dönemde kullanılan Hicri takvim ve Rumi takvimin ortak noktaları, Atatürk'ün kaydedilen doğum yılı olan 1296'nın yanında hicri veya rumi olduğunun belirtilmemesi, gregoryen takvimde ay ve yıla bağlı olarak 1880 veya 1881 yılından hangisine denk geldiğinin kesin olarak bulunmasını zor hale getirmiştir. Faik Reşit Ünat araştırmaları sırasında Zübeyde Hanım'ın Selanik'teki komşularını ziyaret etmiş ve bu konuda sorular sormuştur. Aldığı cevaplar çelişmektedir, bazı komşular Atatürk'ün bir ilkbahar gününde doğduğunu söylerken bazı komşular ise kış günü (ocak veya şubat) olduğunu iddia etmişlerdir. Atatürk'ün kendisi, annesinin ona bir bahar gününde doğduğunu söylediğini, kız kardeşi Makbule Atadan ise annesinin ona Mustafa Kemal'in fırtınalı bir gecede doğduğunu söylediğini ifade etmişlerdir. Enver Behnan Şapolyo Zübeyde Hanım'ın 23 Kânunievvel 1296'da doğduğunu söylediğini belirterek Atatürk'ün 23 Aralık 1880'de doğduğunu öne sürmüş, Şevket Süreyya Aydemir ise bu tarihin 4 Ocak 1881 olduğunu iddia etmiştir. Şişli Atatürk Müzesi'nde gösterimde bulunan Atatürk'ün son nüfus cüzdanının üzerinde doğum tarihi kısmında 1881 görülebilir haldedir. 1882 doğumlu olan Ali Fuat Cebesoy Şişli'deki evinde kensidinin Rauf Bey'le ben senin ağabeyin sayılırız. Çünkü ikimiz de senden birer yaş büyüğüz diye konuştuğunu kaynak göstererek "1881 tevellütlü" olduğunu yazmıştır.

Kurtuluş Savaşı'nın başlangıcı kabul edilen 19 Mayıs tarihinin Atatürk'ün doğum günü olarak kabulü tarihçi Reşit Saffet Atabinen'in bir jestinin sonucudur. Atabinen'in ulusun doğuşu üzerine yaptığı bir jest 19 Mayıs'ın önemini iyi şekilde yansıttığı için Atatürk'ün takdirini kazanmıştır. İzleyen günlerde bir öğretmenin, planladıkları “Gazi” günü için Atatürk'ün doğum gününü sorması üzerine Atatürk tam tarihi bilmediğini söylemiş ve Gazi Günü için 19 Mayıs'ı önermiştir. Tevfik Rüştü Aras, Atatürk ile yaptıkları günler süren bir araştırmadan sonra doğum tarihi aralığını 10 Mayıs ve 20 Mayıs arasına daralttıklarını söyler. Atatürk bu araştırmadan sonra “neden 19 Mayıs olmasın” demiştir. Bu tarih resmi olarak halka ve diplomatik kanallarca diğer ülkelere bildirilmiştir. Ancak bu tarih ilginç bir durum yaratmıştır, 1881 yılının 19 Mayıs günü, Rumi takvimde 1297 yılına denk gelmektedir, ancak kaydedilmiş doğum tarihi Rumi 1296 yılıdır. Rumi 1296 yılı 13 Mart 1880 ile 12 Mart 1881 arasında sürmüştür, bu sebeple alternatif olarak Atatürk'ün doğum tarihi 19 Mayıs 1880 olabilir. Bu sebeplerle ne tarih ne de yıl genel kabul görmemiştir. Mustafa Kemal Derneği eski başkanı Muhtar Kumral 13 Mart 1958'deki bir basın konferansında Atatürk'ün doğum tarihini Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atadan'ın sözlerine dayanarak 13 Mart 1881 olarak belirlediklerini söylemiştir. Ancak Gregoryen 13 Mart 1881, Rumi 1 Mart 1297'ye denktir, Atatürk'ün doğum yılı ise 1296 olarak kayda geçmiştir, bu sebeple geçerlilik iddiası zan altındadır.

Atatürk'ün Rumi 1296'da doğduğuna ilişkin kayıt bulunsa da, Atatürk'ün doğum gününü net olarak söyleyebilmek için gerekli miktarda kayıt bulunmamaktadır. Atatürk'ün doğum günü Gregoryen 1880 veya 1881'e denk geliyor olabilir. Atatürk'ün doğum günü, kendi onayıyla resmi olarak 19 Mayıs olarak belirlenmiştir. Bu gün Türk Kurtuluş Savaşı'nın başlangıcı olması sebebiyle önem verdiği bir gündür.

Erken Meslek Hayatı, 1905-1914

Şam'da staj ve İttihat ve Terakki Cemiyeti

1905-1907 yılları arasında Şam'da Lütfi Müfit Bey (Özdeş) ile birlikte 5.Ordu emrinde görev yaptı. 1906 Ekim ayında Binbaşı Lütfi Bey, Dr. Mahmut Bey, Lüfti Müfit Bey ve askerî tabip Mustafa Bey (Cantekin) ile birlikte 'Vatan ve Hürriyet' adlı bir cemiyeti kurduktan sonra ordu'dan izinsiz Selânik'e gitti. Selânik Merkez Komutan Muavini Yüzbaşı Cemil Bey (Uybadın)'in yardımıyla karaya çıktı ve orda cemiyetinin şubesini açtı. Bir süre sonra arandığını öğrendi ve ona ağabeylik yapan Albay Hasan Bey, Yafa'ya dönüp oranın komutanı Ahmet Bey'e Mısır sınırında Bîrüssebi'ye gönderildiğini birdirmesini önerdi. Ahmet Bey de Mustafa Kemal Bey'i Bîrüssebi'ye tayin etti ve bir süre sonra topçu staj için tekrar Şam'a gönderildi. 20 Haziran 1907'de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu ve 13 Ekim 1907'de 3.Ordu'ya atandı. Ancak Selânik'e vardığında 'Vatan ve Hürriyet'in şubesinin İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne ilhak edildiğini öğrendi. Bu yüzden kendisi de 1908 Şubat ayında İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne üye oldu (Üye numarası: 322). 22 Haziran 1908'de Rumeli Doğu Bölgesi Demiryolları Müfettişliğine atandı.

_________________
Kavgadan uzak kalmışsan sevdadan da uzaksın demektir!


Icon


Bundan sonra sivri kalemim Wink


En son Wentworth D. Whisper tarafından Paz Ağus. 23, 2009 5:26 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hcbo.roleplaylife.net
Wentworth D. Whisper
KSKS Profesörü-Slytherin Bina Sorumlusu
avatar

RPG Puanı :
100 / 100100 / 100

Erkek
Mesaj Sayısı : 1743
Yaş : 27
Savaş Tarafın : New World Order
Rp Partneri : ♥~Geonna Romia Bianca~♥
En Belirgin Özellik : Metamorphmagus, Zihnefendar ve Acımasız olduğu bariz
Asa : Gölge Karmaşası Karaağaç'dan yapılma. Özünde Ejderha Tüyü vardır. 22 cm. Esnektir. Saldırı Büyülerinde Başarılıdır. En iyi büyüsü: Carpe Portus
Sahibi istemeden Başkasına çalışmaz. Deneyene Avada Kedavra yapar
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 10/07/09

Galleon
Galleon: 360
Patronus: Çift Başlı Kartal

MesajKonu: Geri: 1881 - 1938   Paz Ağus. 23, 2009 5:15 pm

Birinci Libya görevi (1908)


23 Temmuz 1908'de Meşrutiyet'in ilanından sonra sonbahar aylarında İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından, toplumsal ve siyasal sorunları ve güvenlik problemlerini incelemek üzere Trablusgarp (bugünkü Libya'nın bir parçası)'a gönderildi. Burada 1908 Devriminin fikirlerini Libyalılara yaymaya ve buradaki nüfusun farklı kesimlerinden gelenleri Jön Türk politikasına kazanmaya çalıştı. Bu siyasi görevin yanı sıra bölge halkının güvenliği ile de ilgilendi. Kentin dışında yapılan bir savaş tatbikatında Bingazi garnizonuna önderlik ederek askerlere modern taktikler öğretti. Bu tatbikat süresince isyancı bir şeyhin evini sararak bölgede sistem karşıtı başka güçlü kişilere örnek olması amacıyla onu kontrol altına aldı. Ayrıca hem kentli, hem de kırsal bölge insanlarını korumak için bir yedek asker ordusu planlamaya başladı.

Hareket Ordusu (1909)

Picardie Manevralarına katlan davetli gözlemci subayları arasında (Sağdan dördüncü: Mustafa Kemal Bey, Fransız Albay Hirschauer'un açıklamasını dinlerken)

13 Ocak 1909'da 3.Ordu'ya bağlı Selânik Redif Fırkası'nın Kurmay Başkanı oldu ve 13 Nisan 1909'da Meşrutiyete karşı başlayan 31 Mart Hadisesi'ni bastırmak üzere Selânik ve Edirne'den yola çıkarak Mirliva Mahmut Şevket Paşa komutasında 19 Nisan 1909'da İstanbul'a girecek olan Hareket Ordusu'na bağlı birinci kademe birliklerinin kurmayı başkanı oldu. Daha sonra 3.Ordu Kurmaylık, 3.Ordu Subay Talimgâhı Komutanlık, 5.Kolordu Kurmaylık, 38.Piyade Alay Komutanlık görevlerinde bulundu.

Mustafa Kemal Bey, 12 - 18 Eylül 1910'da Fransa'da düzenlenen Picardie Manevraları'na gönderildi. Burada uçakların deneme uçuşuna davet edildiyse de yanındaki komutanının uyarısıyla uçağa binmedi. Bineceği uçak yere çakıldı ve uçağın içinde bulunanlar öldü. Bazı yazarlar, ömrü boyunca uçağa binmeyen Atatürk'ün bu davranışını, Picardie Manevraları'nda yaşadığı olayın ardından temkinli davranmasına bağlamışlardır.

Mustafa Kemal Bey, dönüşünün ardından 27 Eylül 1911'de İstanbul'da Genelkurmay Karargâhında görev aldı.

Trablusgarp Savaşı, 1911-1912
Trablusgarp Savaşı'nda, Mustafa Kemal

İtalyanların Trablusgarp'a saldırısıyla 29 Eylül 1911'de başlayan Trablusgarp Savaşı'nda, Mustafa Kemal Bey de diğer İttihatçı arkadaşlarıyla birlikte 18 Aralık 1911'de Bingazi'ye hareket etti. Bu arada 27 Kasım 1911'de Binbaşı oldu. Tobruk yakınında zafer kazandıktan sonra 11 Mart 1912'de Derne Komutanlığı'na getirildi.

Balkan Savaşları, 1912-1913


Mustafa Kemal Bey Balkan Savaşı'nın patlak vermesiyle 24 Ekim 1912'de İstanbul'a hareket etti ve 24 Kasım 1912'de karahgâhı Bolayır'da bulunan Bahr-i Sefit Boğazı (Akdeniz Boğazı) Kuvayi Mürettebesi Harekât Şubesi Müdürlüğü'ne atandı. General Stilian Georgiev Kovachev komutasındaki Bulgar 4. Ordusu tarafından yenildi. Haziran 1913'de başlayan İkinci Balkan Savaşı'nda Dimetoka ve Edirne'ye girdi.
Atatürk; Sofya Ataşemiliteri iken, verilen kostümlü baloya yeniçeri kıyafeti ile gitmiş ve etrafında derin bir hayranlık uyandırmıştır

Askerî Ataşe Dönemi, 1913-1914

27 Ekim 1913'te Sofya Askerî Ataşesi'ne atanarak yakın arkadaşı Sofya Sefiri (Elçisi) Fethi Bey (Okyar)'in altında çalıştı. Ek görev olarak Belgrat ve Çetine Askerî Ataşeliğini de yürüttü. Bu görevde iken 1 Mart 1914'te Kaymakam (Yarbay)lığa yükseldi.

Birinci Dünya Savaşında Hizmetleri, 1914-1918

Osmanlı Cephesi (Birinci Dünya Savaşı)

Askerî Ataşe görevi Ocak 1915'te sona erdi. Bu sırada 28 Temmuz 1914'de I. Dünya Savaşı başladı, 29 Ekim 1914'de Osmanlı Devleti de savaşa girdi. 20 Ocak 1915'de Mustafa Kemal Bey 3.Kolordu emrinde Tekfurdağ'da kurulacak olan 19. Fırka Komutanlığına atandı.

Çanakkale Savaşı, 1915-1916

Çanakkale Savaşları


Çanakkale Savaşları sırasında

19. Fırka, 23 Mart 1915'te Müstahkem Mevki Komutanlığı emriyle Eceabat bölgesinde ihtiyata alındı. 25 Nisan 1915'te Gelibolu Yarımadası'na İtilaf Devletleri'nin yaptığı çıkartmalarıyla Çanakkale Savaşı başladı. 3.Kolordu komutanı Mehmet Esat Paşa'nın emrinde savaşan Kaymakam (Yarbay) Mustafa Kemal Bey Arıburnu'na çıkan ANZAC (Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu) birliklerinin yarımada içine ilerlemesini Conkbayırı'nda durdurdu. Bu başarı üzerine 5.Ordu kumandanı Müşir (Mareşal) Otto Liman von Sanders Paşa'nın takdirini kazandı ve 1 Haziran 1915'te Miralay (Albay)lığa yükseldi. İngilizlerin Ağustos ayında Suvla Körfezi'ne yaptığı ikinci çıkartmadan sonra, 8 Ağustos akşamı Otto Liman von Sanders Anafartalar mevkiinde bulunan birliklerinin komutasını verdi ve 9-10 Ağustos'ta Anafartalar Zaferi'ni kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos'ta Kireçtepe ve 21 Ağustos'ta II. Anafartalar Zaferi takip etti. Miralay (Albay) Mustafa Kemal Bey, Ruşen Eşref Bey (Ünaydın) başta olmak üzere İstanbul basını tarafından "Anafartalar Kahramanı" olarak kamuoyuna tanıtıldı.

Kafkasya Cephesi, 1916-1917

Kafkasya Cephesi

1916'da önce Edirne ve sonra Diyarbekir'de görev aldı. Anafartalar'daki başarıları dolayısıyla muharebe kıdem zamları verilerek 1 Nisan 1916'da Mirlivalığa yükseldi ve Paşa unvanını aldı. Rus kuvvetleriyle yapılan savaşlar sonucunda Muş ve Bitlis geri alındı. 7 Mart 1917'de karargâhı Diyarbekir'de bulunan 2.Ordu Komutan Vekilliliğine atandıktan sonra Hicaz Kuuveyi Seferiyesi Komutanlığına getirilmek istendi. Ancak bunu kabul etmeyerek 5 Temmuz 1917'de Yıldırım Orduları Grubu emrindeki 7.Ordu Komutanlığına atandı.


Sina ve Filistin Cephesi, 1917-1918

Sina ve Filistin Cephesi ve Nablus Hezimeti

Sina ve Filistin Cephesinde

Bu görevi sırasında Ahmet Cemâl Paşa ile birlikte, savaşta ülkeyi felakete sürüklediğine inandığı Başkumandan Vekili Enver Paşa'ya karşı bir askerî darbe hazırlamakla suçlandı. Görevinden alınarak İstanbul'a çağırıldı.

15 Aralık 1917 ile 5 Ocak 1918 tarihler arasında Veliaht Vahdettin Efendi'nin maiyetinde Almanya'ya giderek Keiser II.Wilhelm, Genel Karargâhı ve Elsass bölgesini ziyaret etti.

1918 Haziran ayında Viyana ve Karlsbad'a giderek tedavi gördü. Sultan Reşat'ın vefatı ve Vahdettin'in cülûsu üzerine 2 Ağustos'ta İstanbul'a döndü. 15 Ağustos 1918'de 7. Ordu Komutanı olarak Filistin cephesine atandı ve ardından "Fahri Yaver Hazreti Şehriyari" (Padişahın Onursal Yaveri) unvanı verildi.

19 Eylül 1918'de Allenby komutasındaki İtilaf kuvvetleri genel taarruza geçerek üç ordudan oluşan Yıldırım Orduları Grubu'nu ağır bir hezimete uğrattılar. 1 Ekim'de Şam, 25 Ekim'de Halep düştü. "Fahri Yaver Hazreti Şehriyari" Mustafa Kemal Paşa, VI.Mehmet (Vahdettin)'in başyaveri Naci Bey (Eldeniz)'e bir tel çekerek Yıldırım Orduları Grubu'nun savaş gücünün kalmadığını bildirerek mütareke istemesini önerdi. Ayrıca yeni hükümette kendisinin Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili olarak görevlendirilmesini istedi.

30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi imzalandı ve ertesi gün öğle vaktinde yürürlüğe girdi. Mondros Mütarekenamesi 19. maddesi gereğince, Yıldırım Orduları Grubu kumandanı olan Otto Liman von Sanders Paşa'nın görevden alınması üzerine "Fahri Yaver Hazreti Şehriyari" Mustafa Kemal Paşa bu göreve getirildi. Ancak 7 Kasım'da Yıldırım Orduları Grubu ile 7.Ordu lağvedildi.

10 Kasım'da Yıldırım Kıt'aatının komutasını 2.Ordu Komutanı Nihat Paşa'ya bırakarak Adana'dan İstanbul'a hareket etti ve 13 Kasım'da İstanbul'a Haydarpaşa Garı'na ulaştı. Fethi Bey (Okyar) ile birlikte Ahmet İzzet Paşa (Furgaç) yanlısı ve Ahmet Tevfik Paşa (Okday) karşıtı bir tavrı koyan 'Minber' gazetesini çıkararak siyasi girişimlerde bulundu.

Milli Mücadele dönemi (1919 - 1923)

Kurtuluş Savaşı


Gazi Mustafa Kemal Paşa

Örgütlenme Dönemi, Mayıs 1919 - Mart 1920

Mondros Mütarekesi'nden sonra Anadolu'da milisler (Kuvayı Milliye) şeklinde örgütlenen direniş hareketleri başladı. "Fahri Yaver Hazreti Şehriyari" Mustafa Kemal Paşa, Padişah VI.Mehmet (Vahdettin) tarafından olağanüstü yetkilerle donatılarak Vilayet-i Sitte (Altı Vilayet)'yi "Büyük Ermenistan" ve "Bağımsız Kürdistan" projelerinden korması için görevlendirildi. 19 Mayıs 1919'da Refet Bey (Bele), Kâzım Bey (Dirik), 'Ayıcı' Mehmet Arif Bey, Hüsrev Bey (Gerede)lerle beraber Samsun'a çıktı.

22 Haziran 1919'da Rauf Bey (Orbay), Kâzım Karabekir Paşa, Refet Bey (Bele) ve Ali Fuat Paşa (Cebesoy) ile birlikte Amasya'da yayımladığı genelgeyle "Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını" ilan etti. Kâzım Karabekir Paşa tarafından Erzurum'da toplanan Doğu İlleri Müdafaa-i Hukuk Kongresine (Erzurum Kongresi) katıldı. Kongre üyelerinin ısrarıyla Osmanlı ordusundan istifa etti ve Kongre başkanlığına seçildi. 4 - 11 Eylül 1919 tarihleri arasında Sivas Kongresi'ni toplayarak ulusal direnişi yönetecek olan siyasi yapılaşmayı kurdu. 27 Aralık 1919'da Ankara'da heyecanla karşılandı. Osmanlı Meclis-i Mebusan'ın Mart 1920'de işgal güçlerince basılması ve önde gelen vatanperverane mebusların tutuklanması üzerine 23 Nisan 1920'de Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasını sağladı. Erzurum mebusu sıfatıyla Meclis ve Hükûmet Başkanlığına seçildi. BMM, bir kurucu meclis gibi çalışarak Milli Mücadele'yi yürütecek olan Anadolu hükûmetinin altyapısını kurdu.

_________________
Kavgadan uzak kalmışsan sevdadan da uzaksın demektir!


Icon


Bundan sonra sivri kalemim Wink
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hcbo.roleplaylife.net
Wentworth D. Whisper
KSKS Profesörü-Slytherin Bina Sorumlusu
avatar

RPG Puanı :
100 / 100100 / 100

Erkek
Mesaj Sayısı : 1743
Yaş : 27
Savaş Tarafın : New World Order
Rp Partneri : ♥~Geonna Romia Bianca~♥
En Belirgin Özellik : Metamorphmagus, Zihnefendar ve Acımasız olduğu bariz
Asa : Gölge Karmaşası Karaağaç'dan yapılma. Özünde Ejderha Tüyü vardır. 22 cm. Esnektir. Saldırı Büyülerinde Başarılıdır. En iyi büyüsü: Carpe Portus
Sahibi istemeden Başkasına çalışmaz. Deneyene Avada Kedavra yapar
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 10/07/09

Galleon
Galleon: 360
Patronus: Çift Başlı Kartal

MesajKonu: Geri: 1881 - 1938   Paz Ağus. 23, 2009 5:16 pm

Hâkimiyetin sağlanması, Mart 1920 - Mart 1922



Merkezi denetimden uzak bulunan Kuva-yı Milliye örgütleri dağıtılarak
düzenli bir ordu oluşturuldu. Milli Mücadele'nin en kanlı çatışmaları,
düzenli orduya katılmayı kabul etmeyen Kuva-yı Milliye gruplarına karşı
verildi.


Ulusal direnişin yayılması
ve Sevr Antlaşması'nın direnişle karşılaşması üzerine İtilaf
Devletleri, Yunan ordusunu Anadolu'nun içlerine sürdü.[kaynak
belirtilmeli] Yunan ordusu İsmet Bey kumandasındaki düzenli birliklerce
I. İnönü (6-10 Ocak 1921) ve II. İnönü (23 Mart-1 Nisan 1921)
Muharebelerinde geri çevrildi. Ancak Yunanlılarının Karahisar
istikametinden büyük hücumunun yapılacağını tahmin edemeyerek
Kütahya-Eskişehir (10-24 Temmuz) Muharebelerinde 4. Fırka Kumandanı
Yarbay Mehmet Nâzım Bey'in şehit düşmesi gibi ağır şekilde mağlubiyete
uğradı ve Sakarya nehrinin doğusuna çekilmek zorunda kaldı.



Kütahya-Eskişehir Muharebeleri sonrasında Büyük Millet Meclisi içinde
iktidara yani Mustafa Kemal Paşa'ya karşı tepkiler artmaya başladı. Bu
muhalefeti yöneltenler ordunun başına geçmesi için Mustafa Kemal
Paşa'ya baskı yapmaya başladılar. Gerçek niyetleri ise O'nu Ankara'dan
uzaklaştırmak ve Enver Paşa'nın iktidarını sağlamaktı.Mustafa Kemal
Paşa,4 Ağustos 1921 günü Büyük Millet Meclisi'nde yaptığı konuşmayla
başkumandan olmayı kabul ettiğini ancak başkumandanlığının faydalı
olabilmesi için Meclis'in ordu ile ilgili yetkilerini üç ay süreyle
kendisinde toplayacak bir kanun çıkartılması gerektiğini
açıkladı.Paşa'nın başkumandanlığını isteyenlerin bu şekilde hayalleri
suya düşürülmüş oldu.5 Ağustos 1921 günü oybirliği ile çıkartılan yasa
ile Mustafa Kemal Paşa, TBMM Orduları Başkumandanlığı'na getirildi.



Mustafa Kemal Paşa,Başkumandanlığa geçmesinin hemen ardından
yayınladığı Tekalif-i Milliye Emirleri ile halkı ordunun donatılması
için seferberliğe çağırdı.12 Ağustos'ta Polatlı'da teftiş yaparken
attan düştü ve kaburga kemiği kırıldı. 23 Ağustos-13 Eylül 1921
tarihlerinde yapılan Sakarya Meydan Muharebesi'nde Yunan Ordusu'nun
hücum gücü tükendi. Bu zaferden sonra 19 Eylül 1921'de Büyük Millet
Meclisi Başkumandan Mustafa Kemal Paşa'ya Müşir rütbesi ve Gazi unvanı
verdi.


Sakarya Zaferi'nden bir yıl
sonra, 26 Ağustos 1922 sabaha karşı saat 5:30'da Afyon'un güneyinden
başlayan topçu ateşiyle Büyük Millet Meclisi Orduları,Yunan
kuvvetlerine karşı Büyük Taarruz'u başlattı. Yunan Cephesi bu taarruz
ile yarıldı ve Dumlupınar Ovası'na atılan düşman kuvvetleri 30 Ağustos
1922 günü Dumlupınar Meydan Muharebesi sonucunda imha edildi. Bu
muharebede Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa ordunun başında bizzat
savaşa katıldığı için Dumlupınar Meydan Muharebesi, Başkumandanlık
Meydan Savaşı olarak da anılmaktadır. 9 Eylül 1922'de İzmir'in
kurtuluşu ve Yunan Ordusu'nun imha edilmesiyle "Büyük Zafer" kazanılmış
oldu.



Barışın sağlanması


Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923'te İsviçre'nin Lausanne (Lozan)
kentinde imzalanan Lozan Antlaşması'yla sonuçlandı. Bu antlaşma ile
Sevr Antlaşması yürürlükten kalkmış, Türkiye Cumhuriyeti Lozan
Antlaşması temelleri üzerine kurulmuştur.


Saltanatın Kaldırılması


Milli Mücadele sonrasında Türkiye'de iki başlı bir yönetim ortaya
çıkmıştı. TBMM 1 Kasım 1922'de Osmanlı saltanatını lağvedip Vahdettin'i
tahttan indirerek İstanbul hükümetinin hukuki varlığına son verdi. 16
Ocak 1923'te İzmit Hünkâr Kasrı'nda İstanbul'dan gelen gazetecilerle
mülakat yapıldığında Vakit başyazarı Ahmet Emin Bey (Yalman)'in Kürt
meselesi hakkında sorusuna karşı 'Başlı başına bir Kürtlük tasavvur
etmektense, bizim Teşkilat-ı Esasiye Kanunu gereğince zaten bir tür
mahalli muhtariyetler teşekkül edecektir' diyerek Kürtlere özel statü
tanımamak için ihtiyatlı davrandı.


Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanı, 29 Ekim 1923


8 Nisan 1923'te yayımlanan Dokuz Umde ile Gazi Mustafa Kemal yeni
rejimin temelini oluşturacak olan Halk Fırkası'nın temellerini attı.
Nisan ayında yapılan İkinci Meclis seçimlerine sadece Halk Fırkası'nın
katılmasına izin verildi. Mebus adayları fırkanın genel başkanı
sıfatıyla Gazi Mustafa Kemal tarafından belirlendi.



25 Ekim 1923 günü aynı anda hem Başbakanlık hem de İçişleri Bakanlığı
görevlerini yürüten Fethi Bey,İçişleri Bakanlığını bıraktığını
açıkladı. Aynı gün Meclis İkinci Başkanlığı görevini yapan Ali Fuat
Paşa'da ordu müfettişliğine atandığı için görevinden ayrıldı. Bu iki
boş koltuk için yapılan seçimleri Gazi Mustafa Kemal'e muhalif olan
milletvekilleri kazandı. Meclis İkinci Başkanlığına Rauf Bey,İçişleri
Bakanlığına Sabit Bey seçildiler. Bu durumdan hoşnut olmayan Gazi
Mustafa Kemal,26 Ekim 1923'te Başbakan Fethi Bey'den "Erkan-ı Harbiye
Umumiye Riyaseti Vekili" Fevzi Paşa'nın dışında hükümetin istifa
etmesini ve istifa edenlerin yeniden seçilirlerse görevi kabul
etmemesini istedi. Böylece bir hükümet krizi yaratılmış oldu. Yeni
bakanlar kurulu üyelerinin 29 Ekim günü seçileceği duyuruldu.



Bu gelişmeler üzerine "Cumhuriyet İlanı" ile işi kökünden çözmeye karar
veren Gazi Mustafa Kemal 28 Ekim 1923 gecesi Çankaya'da İsmet Paşa ve
bazı kimseleri toplantıya çağırdı ve "Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz."
diyerek kararını açıkladı. Misafirlerin ayrılmasından sonra İsmet
Paşa'yı alıkoydu ve birlikte, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nda gerekli
değişikliği sağlayacak önergeyi hazırladılar. 29 Ekim 1923 Pazartesi
günü Halk Fırkası Meclis Grubunda, Bakanlar Kurulunun oluşturulması
konusunda tartışıldı. Sorun çözülemeyince, Gazi Mustafa Kemal'den
düşüncelerini açıklaması istendi. Gazi Mustafa Kemal, bunalımdan çıkış
yolunu Anayasanın değiştirilmesi zorunluluğu ile açıkladı. Cumhuriyetin
ilanını hedefleyen tasarıyı da grubun bilgisine sundu. Tasarının parti
grubunda kabulünden sonra aynı akşam saat 18.00'de TBMM Genel kurul
toplantısı başladı. Anayasa Komisyonu'nun değişiklik ile ilgili rapor
ve önergesi genel kurulun onayına sunuldu ve 29 Ekim 1923 Pazartesi
akşamı saat 20.30'da milletvekillerinin alkışları ve "Yaşasın
Cumhuriyet" sadâları ile Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi. Hemen
ardından geçilen cumhurbaşkanlığı seçiminde oylamaya katılan 158
milletvekilinin tamamının oyları ile Balâ, Ankara milletvekili Gazi
Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı seçildi.


Cumhurbaşkanlığı Dönemi, 1923-1938
Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal

Atatürk,TBMM'den çıkarken (29 Ekim 1930


1924 Anayasası gereğince TBMM 29 Ekim 1923'teki cumhurbaşkanlığı
seçiminden sonra üç defa daha (1927, 1931, 1935 yıllarında) Gazi
Mustafa Kemal'i tekrar cumhurbaşkanlığına seçti. 1927'de kabul edilen
CHF Tüzüğü ile Gazi Mustafa Kemal partinin "değişmez genel başkanı"
ilan edildi ve milletvekili adaylarını seçme yetkisi, kaydı, hayatı
boyunca kendisine tanındı.


Gazi Mustafa
Kemal sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde
denetledi. Ancak 1918 yılından sonra hiçbir resmi veya özel ziyaret
için yurt dışına çıkmadı.


Cumhurbaşkanı
Mustafa Kemal Atatürk tarafından Türkiye Cumhuriyeti'nin 10. yılı
kutlamalarında 29 Ekim 1933 tarihinde Ankara Hipodromu'nda verilen
nutuk.


Dinlemekte sorun mu yaşıyorsunuz? Medya yardımı sayfasına göz atın.


15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında Ankara'da toplanan CHF ikinci
kurultayında Kurtuluş Savaşı'nı ve Cumhuriyet'in kuruluşunu anlatan
Nutuk'u (Söylev) okudu. Kurtuluş Savaşı'nın Gazi'nin bakış açısıyla
anlatımını içeren Nutuk, Türkiye Cumhuriyeti'nin Milli Mücadeleye
ilişkin resmi görüşünün esasını oluşturur ve Milli Mücadeleyi Mustafa
Kemal Paşa ile birlikte başlatan ve yürüten askerî ve siyasi şeflere
karşı (Rauf, Karabekir, Refet Bele, Mersinli Cemal Paşa, Cafer Tayyar
Eğilmez, "Sakallı" Nurettin Paşa, Celalettin Arif Bey vb.) bir polemik
niteliği de taşır.


29 Ekim 1933'te
Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyeti'nin onuncu
kuruluş yıldönümü nedeniyle yaptığı konuşmada ülkenin kuruluş temelini
ve gelecek vizyonunu yalın bir dille tüm dünyaya ve Türk Milleti'ne
anlatmıştır..


Atatürk'ün cumhurbaşkanlığı döneminde kurulan hükümetler


Atatürk'ün cumhurbaşkanlığı döneminde (1923-1938) üç kişi başbakanlık
yapmıştır. Bu isimler İsmet İnönü, Fethi Okyar ve Celâl Bayar'dır. Bu
dönem içersinde en fazla süre görevde kalan ve en fazla hükümet kuran
isim (tam yedi hükümet kurmuştur) İsmet İnönü'dür. Atatürk'ün
cumhurbaşkanlığı süresince kurulan hükümetler şöyledir:


Atatürk, İsmet İnönü ile birlikte
Cumhurbaşkanı Atatürk Başbakan Celâl Bayar ile birlikte

* I. İnönü hükûmeti (30.10.1923 - 06.03.1924)
* II. İnönü hükûmeti (06.03.1924 - 22.11.1924)
* Fethi Okyar hükûmeti (22.11.1924 - 03.03.1925)
* III. İnönü hükûmeti (03.03.1925 - 01.11.1927)
* IV. İnönü hükûmeti (01.11.1927 - 27.09.1930)
* V. İnönü hükûmeti (27.09.1930 - 04.05.1931)
* VI. İnönü hükûmeti (04.05.1931 - 01.03.1935)
* VII. İnönü hükûmeti (01.03.1935 - 01.11.1937)
* I. Celâl Bayar hükûmeti (01.11.1937 - 11.11.1938)


_________________
Kavgadan uzak kalmışsan sevdadan da uzaksın demektir!


Icon


Bundan sonra sivri kalemim Wink
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hcbo.roleplaylife.net
Wentworth D. Whisper
KSKS Profesörü-Slytherin Bina Sorumlusu
avatar

RPG Puanı :
100 / 100100 / 100

Erkek
Mesaj Sayısı : 1743
Yaş : 27
Savaş Tarafın : New World Order
Rp Partneri : ♥~Geonna Romia Bianca~♥
En Belirgin Özellik : Metamorphmagus, Zihnefendar ve Acımasız olduğu bariz
Asa : Gölge Karmaşası Karaağaç'dan yapılma. Özünde Ejderha Tüyü vardır. 22 cm. Esnektir. Saldırı Büyülerinde Başarılıdır. En iyi büyüsü: Carpe Portus
Sahibi istemeden Başkasına çalışmaz. Deneyene Avada Kedavra yapar
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 10/07/09

Galleon
Galleon: 360
Patronus: Çift Başlı Kartal

MesajKonu: Geri: 1881 - 1938   Paz Ağus. 23, 2009 5:17 pm

Atatürk'ün cumhurbaşkanlığı döneminde dış politika


1930'lu yıllarda Balkan ülkelerinde yaygınlaşan revizyonist siyasi
görüşlere karşı Atatürk "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesiyle karşı
çıkarak, Birinci Dünya Savaşı ertesinde Neuilly ve Lozan
antlaşmalarıyla kurulan uluslararası statükoyu savundu. 1930 yılında
Yunan başbakanı Elefterios Venizelos'u Türkiye'ye davet ederek Milli
Mücadele'nin düşmanı Yunanistan'la barışın temellerini attı. 1934'de
Venizelos tarafından Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterildi (Ancak Nobel
Ödül Komitesi değerlendirmeye almadı).


Atatürk'ün cumhurbaşkanlığı dönemindeki dış politika konularını şu şekilde sıralayabiliriz:

* Irak sınırı ve Musul sorunu
* Nüfus mübadelesi
* Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ne girişi (18 Temmuz 1932)
* Balkan Antantı (9 Şubat 1934)
* Montrö Boğazlar Sözleşmesi (20 Temmuz 1936)
* Sadabat Paktı (8 Temmuz 1937)
* Hatay Sorunu

Atatürk'ün cumhurbaşkanlığı döneminde devrimler, ekonomik kalkınma ve iç politika



Mustafa Kemal Atatürk, kurucusu ve ilk genel başkanı olduğu Cumhuriyet
Halk Partisi'nin 4. Kurultayı'nda konuşurken (Mayıs 1935)



Gazi Mustafa Kemal, kendi deyişiyle Türkiye'yi "muasır medeniyet
seviyesine çıkarmak" amacıyla bir dizi köklü değişime imza attı.



Atatürk, Cumhurbaşkanlığı döneminde, sadece bürokratların değil tüm
vatandaşların mülkiyet hakkını tanımış ve 1923-1938 döneminde Türkiye
ekonomisi ortalama yıllık %7.5 oranında büyüyerek Türkiye'nin GSMH'si
Dünya toplamının binde 3.62'sinden binde 6.52'sine yükselmiştir.
Atatürk'ün Döneminde Türkiye Cumhuriyeti Dünyanın en hızlı kalkınan
ülkelerinden biri olmuştur.


Siyasal alanda devrimler


* Halifelik ve saltanatın birbirinden ayrılması,Osmanlı saltanatının
kaldırılması ve Osmanlı Devleti'nin hukuki varlığının sona ermesi (1
Kasım 1922).

* Cumhuriyetin ilanı (29 Ekim 1923).
* Halifeliğin kaldırılması ve Osmanlı hanedanı mensuplarının yurt dışına çıkarılması (3 Mart 1924).
* Devletin dinine ilişkin maddenin anayasadan çıkartılması ve Laiklik ilkesinin anayasaya eklenmesi (1928)
* Atatürk İlkeleri'nin tamamının anayasaya girmesi (5 Şubat 1937)
Toplumsal alanda devrimler


* Şapka Kanunu (25 Kasım 1925)
* Tekkelerin, zaviyelerin ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)
* Kadınlara belediye seçimlerinde (1930) ve genel seçimlerde (1935) seçme ve seçilme hakkı tanınması
* Soyadı Kanunu (21 Haziran 1934)
* Efendi, Bey, Paşa gibi lakap ve unvanlarin kullanımının yasaklanması (26 Kasım 1934)
* Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerinin kabulü (1925-1931)
Hukuk alanında devrimler

* İslam vakıflarının devlet idaresine alınması (1924)
* İsviçre Medeni Kodundan çevrilerek hazırlanan Medeni Kanun'un kabulü (1926).
* İtalyan Ceza Kanunu'ndan çevrilerek hazırlanan Türk Ceza Kanunu'nun kabulü (1927).

Eğitim ve kültür alanında devrimler

Mustafa Kemal Atatürk, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde öğrencilerle ders dinlerken (15 Aralık 1930)


* Öğretimin Birleştirilmesi Yasası (Tevhid-i Tedrisat Kanunu) ile
devlete bağlı olmayan ilköğretim kurumlarının kapatılması (3 Mart 1924)

* Yeni Türk harflerinin kabulü ve arap alfabesiyle her türlü yayın ve eğitimin yasaklanması (1 Kasım 1928)
* Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1932)
* Dil Devrimi ve Güneş Dil Teorisinin benimsenmesi (1932-1938)
* Darülfünun'un kapatılıp İstanbul Üniversitesi adıyla yeniden kurulması (31 Mayıs 1933)

Çok partili demokrasi denemeleri

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, 1925


Cumhuriyetin ilanından sonra, Milli Mücadeleyi başlatan beş kişilik
kadronun Mustafa Kemal dışındaki dört üyesi (Rauf Bey, Karabekir Paşa,
Refet Paşa ve Ali Fuat Paşa) muhalefete geçerek Terakkiperver
Cumhuriyet Fırkası'nı kurdular. 1925 Martı'nda çıkan Genç Hâdisesi
(Şeyh Sait İsyanı, Doğu İsyanı) üzerine sıkıyönetim ilan edilerek
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatıldı.


Serbest Cumhuriyet Fırkası, 1930


Gazi Mustafa Kemal, bir vatandaşın derdini dinlerken (1930)


12 Ağustos 1930'da İsmet Paşa'nın hükûmetine alternatifleri sunmak
amacıyla çok partili demokratik hayata kavuşmak için Gazi Mustafa Kemal
Paşa'nın yakın arkadaşı Fethi Bey (Okyar)'e Serbest Cumhuriyet
Fırkası'nı kurdurarak kız kardeşi Makbule Hanım (Boysan, Atadan),
çocukluk ve okul arkadaşı Nuri Bey (Conker)'leri de üye yaptırdı. Ancak
17 Kasım 1930'da rakibi istemeyen İsmet Paşa'nın baskısı ve
İslâmcıların aleti olma endişesinden dolayı partiyi fesh etti.



Bu demokrasi denemesinin biraz önce, ordu'nun siyasete müdahale
etmesinin demokrasiye zarar verebileceğini düşünerek Askerî Ceza Kanunu
(22 Mayıs 1930 tarih ve 1632 Sayılı Kanun)'nu meclisten geçirdi. Bu
kanunun 148. maddesine Ordu mensubunun siyasi toplantılar ve
gösterilere katılmasını siyasi partiye üyesi olmasını, siyasi
maksatlarla şifahi telkinatta bulunmasını, siyasi makale yazmasını ve
siyasi nutuk söylemesini yasaklanan hükmü koydurdu.

_________________
Kavgadan uzak kalmışsan sevdadan da uzaksın demektir!


Icon


Bundan sonra sivri kalemim Wink
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hcbo.roleplaylife.net
Julian Whisper
Ölüm Yiyen
avatar

RPG Puanı :
85 / 10085 / 100

Erkek
Mesaj Sayısı : 379
Yaş : 46
Savaş Tarafın : DarkSide
Rp Partneri : Melanie Whisper (artık whisper oldu :D)
En Belirgin Özellik : her nefis ölümü tadıcıdır...
Asa : Kayın Ağacı
34 cm
Ejderha yürek lifi
hayli esnek ve kullanışlı
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 16/08/09

Galleon
Galleon: 10
Patronus: Aslan

MesajKonu: Geri: 1881 - 1938   Paz Ağus. 23, 2009 5:31 pm

Yeni Türk Devleti ile Ankara Antlaşması'nın imzalanması nedeniyle; "Bizi arkadan vurdu, dağ başındaki haydutlarla, Mustafa Kemallerle anlaştı" diyenlere Fransız Başbakanının Mecliste verdiği cevap:
Dağ başındaki haydutlar diye isimlendirdiğiniz kahraman Mustafa Kemal ve Onun tüm askerleri burada olsalardı teker teker hepsinin heykellerini dikerdik. Böylesine kahraman bir antlaşma imzalamaktan gurur duyuyorum. (1921)
BRIAND
Fransa Başbakanı



--------------------------------------------------------------------------------


Benim üzüntüm, bu adamla tanışmak hususundaki şiddetli arzumun gerçekleşmesine artık imkan kalmamış olmasıdır."Sovyet Rusya Hariciye Nazırı Litvinof ile görüşürken kendisine onun fikrince bütün Avrupa'nın en kıymetli ve en ziyade dikkate değer devlet adamının kim olduğunu sordum. Bana Avrupa'nın en kıymetli devlet adamının Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal olduğunu söyledi. "

Franklin D. ROOSEVELT
A.B.D Başkanı



--------------------------------------------------------------------------------




Asker-Devler adamı, çağımızın en büyük liderlerinden biri idi. Kendisi, Türkiye'nin dünyanın en ileri memleketleri arasında hak ettiği yeri almasını sağlamıştır. Keza O, Türklere, bir milletin büyüklüğünün temel taşını teşkil eden, kendine güvenme ve dayanım duygusunu vermiştir. Ben Atatürk'ün sadık arkadaşlarından biri olarak büyük iftihar duyuyorum.
General - DOUGLAS MC ARTHUR - Kasım 1963




--------------------------------------------------------------------------------


O; şahsi kazanç ve şöhret peşinde koşan basit bir diktatör değil, gelecek nesiller için sağlam temeller atmaya uğraşan bir kahramandı.
WALTER L. WRİGHT JR.




--------------------------------------------------------------------------------


Ben şimdiye kadar on beş hükümdar ve cumhurbaşkanı ile özel ve resmi konuşmalar yaptım. Bu geceki kadar ezildiğimi hatırlamıyorum. Mustafa Kemal'de büyük bir ruh kudretinin esrarı var.(1922)
İngiliz Generali - SIR CHARLES TOWNSHEND




--------------------------------------------------------------------------------


Türkler O'na çok haklı olarak Atatürk dediler ve kendilerini baba tanıdılar. Gerçekten de O, ulusunu seven ve ulusu için didinen bir baba olmuş ve yurdunu çok az bir zamanda verimli, yaratıcı bir gelişmeye yöneltmiştir.
Macar Meclis Başkanı - GYULA KORNİS




--------------------------------------------------------------------------------


Atatürk'ün askerlik tarafına hayret etmiyorum. Her meslekte deha sahibi insanlar vardır, buna şaşılmaz. Fakat İsviçre Medeni Kanununu kabul etmek ve Türkiye'de yürürlüğe koymak! Bu âdeta dehanın da üstünde bir şey, hukuktan anlayan ve insan haklarına inanan biri sıfatıyla söylüyorum. İşte buna hayranım!
Fransız Milli Meclisi Başkanı - EDOUARD HERRİOT





--------------------------------------------------------------------------------


Atatürk bu yüzyılın büyük insanlarından birinin tarihi başarılarını, Türk halkına ilham veren liderliğini, modern dünyanın ileri görüşlü anlayışını ve bir askeri lider olarak kudret ve yüksek cesaretini hatırlatmaktadır.
Çöküntü halinde bulunan bir imparatorluktan özgür Türkiye'nin doğması, yeni Türkiye'nin özgürlük ve bağımsızlığını şerefli bir şekilde ilan etmesi ve o zamandan beri koruması, Atatürk' ün Türk halkının işidir. Şüphesiz ki, Türkiye' de giriştiği derin ve geniş inkılaplar kadar bir kitlenin kendisine olan güvenini daha başarı ile gösteren bir örnek yoktur.

John F. KENNEDY
A.B.D Başkanı





--------------------------------------------------------------------------------




Mustafa Kemal ; bir millet, bütün vasıtalarından mahrum edilse dahi, kendini kurtaracak vasıtaları yaratabileceğini ispat eden adamdır.

ADOLF HİTLER





--------------------------------------------------------------------------------




Kemal Atatürk, yalnız bu yüzyılın en büyük adamlarından biri değildir. Biz Pakistan'da, Onu geçmiş bütün çağların en büyük adamlarından biri olarak görüyoruz. Askeri bir deha, doğuştan bir lider ve büyük bir yurtsever.

Eyüp Han
Pakistan Cumhurbaşkanı





--------------------------------------------------------------------------------




BÜTÜN İNSANLIK İÇİNDE GERÇEK BİR ONUR SİMGESİ

UNESCO-1963





--------------------------------------------------------------------------------




Uluslararası anlayış ve barış yolunda çaba harcamış üstün bir kişi, olağanüstü bir devrimci, sömürgecilik ve emperyalizme karşı savaşan ilk lider, insan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, insanlar arasında hiçbir renk, din, ırk ayrımı gözetmeyen eşsiz devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu.

UNESCO Genel Kuruluna katılan
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Julian Whisper
Ölüm Yiyen
avatar

RPG Puanı :
85 / 10085 / 100

Erkek
Mesaj Sayısı : 379
Yaş : 46
Savaş Tarafın : DarkSide
Rp Partneri : Melanie Whisper (artık whisper oldu :D)
En Belirgin Özellik : her nefis ölümü tadıcıdır...
Asa : Kayın Ağacı
34 cm
Ejderha yürek lifi
hayli esnek ve kullanışlı
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 16/08/09

Galleon
Galleon: 10
Patronus: Aslan

MesajKonu: Geri: 1881 - 1938   Paz Ağus. 23, 2009 5:48 pm

Türkçeye sahip çıkmak Türkiye'ye,Türk kimliğine ,Türk kültürüne sahip çıkmak demektir.
Yabancı dil öğrenmek başka Türk milletine Türkçeyi unutturmak başka.
Türkçe olmadan Türk kültürü olmaz.
Türk kültürü olmadan Türk kimliği bulunmaz.
Kimliksizin özgüveni,özüne itibarı yoktur.
Özüne itibarı olmayanın haysiyeti olur mu ?
Türk dediğin haysiyetsiz yaşayamaz…
Dilinize SAhip çıkın W Q özentisi olmayın
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Wentworth D. Whisper
KSKS Profesörü-Slytherin Bina Sorumlusu
avatar

RPG Puanı :
100 / 100100 / 100

Erkek
Mesaj Sayısı : 1743
Yaş : 27
Savaş Tarafın : New World Order
Rp Partneri : ♥~Geonna Romia Bianca~♥
En Belirgin Özellik : Metamorphmagus, Zihnefendar ve Acımasız olduğu bariz
Asa : Gölge Karmaşası Karaağaç'dan yapılma. Özünde Ejderha Tüyü vardır. 22 cm. Esnektir. Saldırı Büyülerinde Başarılıdır. En iyi büyüsü: Carpe Portus
Sahibi istemeden Başkasına çalışmaz. Deneyene Avada Kedavra yapar
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 10/07/09

Galleon
Galleon: 360
Patronus: Çift Başlı Kartal

MesajKonu: Geri: 1881 - 1938   Paz Ağus. 23, 2009 6:01 pm

ATATÜRKÇÜLÜK ve ATATÜRK İLKELERİ

Atatürkçülük, Türkiye'nin gerçeklerinden doğmuş bir düşünce sistemidir. Türk milletinin iradesiyle oluşmuş, tarihi bir gelişmenin ürünüdür. Atatürkçülük, her şeyden önce millete haklarını tanıma ve tanıtmadır; millet egemenliğinin ifadesidir. Atatürkçülük bir kurtuluştur, milletçe bağımsızlığa kavuşmadır.



Atatürkçülük, çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmadır, batılılaşmadır; bir diğer anlamda da modernleşmedir; hür düşünceyi temsil eder, hürriyet ve demokrasi anlayışıdır.



Atatürkçülük, modern bir toplum hayatı yaşama demektir; laik bir düzen kurma, müsbet bilim zihniyetiyle devleti yönetmedir. Bu iki anlamıyla Atatürkçülük, Türk toplumuna uygun sosyal ve siyasal kurumları kurma ve modern toplum olma demektir.



Atatürkçülük ilkelerini “Temel İlkeler” ve “Bütünleyici İlkeler” olmak üzere iki grupta değerlendirmekteyiz.



“Temel İlkeler”


Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve İnkılapçılıktır.



“Bütünleyici İlkeler”
Milli Egemenlik, Milli Bağımsızlık, Milli Birlik ve Beraberlik, “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh”, Çağdaşlaşma, Bilimsellik ve Akılcılık, İnsan ve İnsanlık Sevgisidir.




Biz büyük bir inkılap yaptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük.

Mustafa Kemal ATATÜRK




I. TEMEL İLKELER



Cumhuriyetçilik:

ATATÜRKdevrimleri arasında siyasi bir devrim niteliğindedir. Çok uluslu birİmparatorluktan Türkiye ulus devletine geçiş gerçekleştirilmiş. Böylece modern Türkiye'nin ulusal kimliği kazandırılmıştır. Kemalizm Türkiye için yalnızca Cumhuriyet rejimini tanımaktadır. Atatürk bunun yolunu, kısaca halkın kendi kendisini idaresi, yani demokrasi demek olan Cumhuriyet’te görmüştür.



Milliyetçilik:

ATATÜRK devrimleri ayrıca milliyetçi bir devrim idi. Bu milliyetçilik ırkçı bir yapıda değildir; yurtseverlikle sınırlıdır. Bu devrimin amacı, Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığının korunması ve ayrıca Cumhuriyetin siyasal yönden gelişmesidir. Bu milliyetçilik, tüm diğer ulusların bağımsızlık haklarına saygılıdır; sosyal içeriklidir; yalnızca emperyalizm karşıtı olmayıp, aynı zamanda gerek hanedan yönetimine, gerekse herhangi bir sınıfın Türk toplumunu yönetmesine de karşıdır ve nihayet bu milliyetçilik Türk devletinin vatanı ve halkı ile bölünmez bir bütün olduğu ilkesine inanmaktadır.



Halkçılık:

Gerek içeriği gerekse hedefleri açısından bakıldığında, Cumhuriyet Devrimi ayrıca bir sosyal devrim niteliği de taşır. Bu devrim seçkin bir grup tarafından genel olarak halka yönelik bir biçimde gerçekleştirilmişti. Başta İsviçre Medeni Kanunu olmak üzere, Batı kanunlarının Türkiye'de uygulamaya konulmasıyla birlikte kadınların statüsünde köklü değişiklikler olmuş, 1934 yılında kabul edilen bir kanun ile kadınlar seçme ve seçilme hakkını almışlardır. Atatürk çeşitli ortamlarda, Türkiye'nin gerçek yöneticilerinin köylüler olduğunu söylemiştir. Aslında bu durum Türkiye için bir gerçek olmaktan çok bir hedef niteliğindedir. Halkçılık ilkesi sınıf ayrıcalıklarına ve sınıf farklılıklarına karşı olmak ve hiçbir bireyin, ailenin, sınıfın veya organizasyonun diğerlerinin daha üzerinde olmasını kabul etmemek demektir. Halkçılık, Türk vatandaşlığı olarak ifade edilen bir fikre dayanır. Gurur ile birleşen vatandaşlık fikri, halkın daha fazla çalışması için gerekli psikolojik teşviki sağlar, birlik fikrinin ve ulusal bir kimliğin kazanılmasına yardımcı olur.


Devletçilik:

Mustafa Kemal ATATÜRK yapmış olduğu açıklamalarda ve politikalarında Türkiye'nin bir bütün olarak modernizasyonunun ekonomik ve teknolojik gelişmeye önemli ölçüde bağlı olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda, devletçilik ilkesinin de devletin ülkenin genel ekonomik faaliyetlerini düzenlenmesi ve özel sektörün girmek istemediği alanlara veya özel sektörün yetersiz kaldığı alanlara veya ulusal çıkarların gerekli kıldığı alanlara yine devletin girmesi gerektiği anlamında yorumlanmaktadır. Ancak, devletçilik ilkesinin uygulanmasında, devlet yalnızca ekonomik faaliyetlerin temel kaynağını teşkil etmemiş, aynı zamanda ülkenin büyük sanayi kuruluşlarının da sahibi olmuştur.



Laiklik:

Laiklik yalnızca devlet ve dinin birbirinden ayrılması anlamına gelmez ayrıca eğitim, kültür ve yasama alanlarının da dinden bağımsız olması anlamını taşır. Laiklik, düşünce özgürlüğü ve kuruluşların dini düşünce ve dini kuruluşların etkisinden bağımsız olmaları anlamına geliyor. Devrimlerin birçoğu laikliği gerçekleştirmek amacıyla yapılmış ve diğerleri ise laikliğe ulaşılmış olması sayesinde gerçekleştirilebilmiştir. Laiklik ilkesi akılcı ve dini siyasetin dışında tutan bir ilkedir. Osmanlı döneminde matbaanın geciktirilmesinde olduğu gibi dinin yenilikler karşısında nasıl tutucu bir silah haline geldiğini yaşamış olan Türkiye Cumhuriyeti kurucuları açısından dinin din dışı sivil yapı üzerinde yaratabileceği baskıları önlemenin bir aracıdır. ATATÜRK'ün laiklik ilkesi Tanrı karşıtı bir ilke değildi. Bu akılcı ve dini siyasettir dışında tutan bir ilke idi. Bu ilke aydınlanmış İslam'a değil, çağdaşlığa karşı olan Müslümanlığa
karşısındaydı.




Devrimcilik:

ATATÜRK'ün ortaya koyduğu en önemli ilkelerden birisi de reformculuk veya devrimcilikti. Bu ilkenin anlamı Türkiye'nin devrimler yaptığı ve geleneksel kuruluşlarını modern kuruluşlar ile değiştirmiş olduğu idi. Geleneksel kavramların iptal edildiği ve modern kavramların benimsendiği anlamına geliyordu. Devrimcilik ilkesi, yapılmış olan devrimlerin tanınmalarının çok ötesine geçti.





II. BÜTÜNLEYİCİ İLKELER



1-Milli Egemenlik:

Yeni Türkiye devletinin yapısının ruhu milli egemenliktir; milletin kayıtsız şartsız egemenliğidir. Toplumda en yüksek hürriyetin, en yüksek eşitliğin ve adaletin sağlanması, istikrarı ve korunması ancak ve ancak tam ve kesin anlamıyla milli egemenliği sağlamış bulunmasıyla devamlılık kazanır. Bundan dolayı hürriyetin de, eşitliğin de, adaletin de dayanak noktası milli egemenliktir (1923)



2-Milli Bağımsızlık:

Tam bağımsızlık denildiği zaman, elbette siyasi, mali, iktisadi, adli, askeri, kültürel ve benzeri her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan mahrumiyet, millet ve memleketin gerçek anlamıyla bütün bağımsızlığından mahrumiyeti demektir. (1921)

Türkiye
devletinin bağımsızlığı mukaddestir. O ebediyen sağlanmış ve korunmuş
olmalıdır. (1923)




3-Milli Birlik ve Beraberlik:

Millet ve biz yok, birlik halinde millet var. Biz ve millet ayrı ayrı şeyler değiliz (1919)

Biz milli varlığın temelini, milli şuurda ve milli birlikte görmekteyiz. (1936)

Toplu bir milleti istila etmek, daima dağınık bir milleti istila etmek gibi kolay değildir. (1919)



4-Yurtta Sulh (Barış), Cihanda Sulh:

Yurtta sulh, cihanda sulh için çalışıyoruz. (1931)


Türkiye Cumhuriyeti’nin en esaslı prensiplerinden biri olan yurtta sulh, cihanda sulh gayesi, insaniyetin ve medeniyetin refah ve terakisinde en esaslı amil olsa gerekir. (1919)

Sulh milletleri refah ve saadete eriştiren en iyi yoldur. (1938)



5-Çağdaşlaşma:

Milletimizi en kısa yoldan medeniyetin nimetlerine kavuşturmaya, mesut ve müreffeh kılmaya çalışacağız ve bunu yapmaya mecburuz. (1925)


Biz batı medeniyetini bir taklitçilik yapalım diye almıyoruz. Onda iyi olarak gördüklerimizi, kendi bünyemize uygun bulduğumuz için, dünya medeniyet seviyesi içinde benimsiyoruz. (1926)



6-Bilimsellik ve Akılcılık:

a) Bilimsellik: Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol gösterici bilimdir, fendir. (1924)

Türk milletinin yürümekte olduğu ilerleme ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet bilimdir. (1933)

b) Akılcılık: Bizim, alık, mantık, zekayla hareket etmek en belirgin özelliğimizdir. (1925)

Bu dünyada her şey insan kafasından çıkar. (1926)



7-İnsan ve İnsanlık Sevgisi:

İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insanlıktan uzak ve son derece üzülünecek bir sistemdir. İnsanları mesut edecek yegane vasıta, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını temine yarayan hareket ve enerjidir. (1931)

Biz kimsenin düşmanı değiliz. Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız (1936)

_________________
Kavgadan uzak kalmışsan sevdadan da uzaksın demektir!


Icon


Bundan sonra sivri kalemim Wink
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hcbo.roleplaylife.net
Claire Trisha Whisper
Ölü
avatar

RPG Puanı :
90 / 10090 / 100

Kadın
Mesaj Sayısı : 814
Savaş Tarafın : darkSide..!
Rp Partneri : Neitham James Dawson ^^
En Belirgin Özellik : öfke
Asa : 'karanLığın nefesi'
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 25/07/09

Galleon
Galleon: 510
Patronus: 'yarasa'

MesajKonu: Geri: 1881 - 1938   Salı Ağus. 25, 2009 7:14 am

helal okanım Cool süpersin Cool
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Wentworth D. Whisper
KSKS Profesörü-Slytherin Bina Sorumlusu
avatar

RPG Puanı :
100 / 100100 / 100

Erkek
Mesaj Sayısı : 1743
Yaş : 27
Savaş Tarafın : New World Order
Rp Partneri : ♥~Geonna Romia Bianca~♥
En Belirgin Özellik : Metamorphmagus, Zihnefendar ve Acımasız olduğu bariz
Asa : Gölge Karmaşası Karaağaç'dan yapılma. Özünde Ejderha Tüyü vardır. 22 cm. Esnektir. Saldırı Büyülerinde Başarılıdır. En iyi büyüsü: Carpe Portus
Sahibi istemeden Başkasına çalışmaz. Deneyene Avada Kedavra yapar
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 10/07/09

Galleon
Galleon: 360
Patronus: Çift Başlı Kartal

MesajKonu: Geri: 1881 - 1938   Salı Ağus. 25, 2009 9:35 am

biliyorum Cool Very Happy

_________________
Kavgadan uzak kalmışsan sevdadan da uzaksın demektir!


Icon


Bundan sonra sivri kalemim Wink
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hcbo.roleplaylife.net
Sponsored content




MesajKonu: Geri: 1881 - 1938   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
1881 - 1938
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Hogwarts Cadılık Ve Büyücülük Okulu :: Role Play Game Dışı :: Sohbet-
Buraya geçin: