Hogwarts Cadılık Ve Büyücülük Okulu

Hogwarts RPG
 
AnasayfaKapıSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Krystal*2

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Samantha Allison Night
Üç Süpürge Sahibi
avatar

RPG Puanı :
100 / 100100 / 100

Kadın
Mesaj Sayısı : 1232
Yaş : 24
Savaş Tarafın : DeathEaters !
Rp Partneri : Cédric Is My Soul <3
En Belirgin Özellik : _İnatçı_
Asa : ~~Gizemli Ürperti~~
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 17/06/09

Galleon
Galleon: 510
Patronus: Sibirya Kurdu :P

MesajKonu: Krystal*2   C.tesi Ağus. 22, 2009 5:14 pm

“ Ah, hadi ama. Bu kadar neşeli bir havası olan bir günde ödev vermek kanunen yasaklanmalı. “ diye somurtuyordum. Sarı saçlarımla bütün gün oynamaktan yorulmamıştım. Ancak sıra ‘ sersem ‘ tabirini kullandığım kelimeye gelince, sürekli yapmak zorunda olduğum bir iş arıyordum. Ancak yapacak hiçbir işim yoktu. Tipik asi genç kız olan odam derli topluydu, – ki odamın toplu olmasını ayda en fazla 1 kez görürdüm – okulla alışveriş arasında bir derdim yoktu. Üstüm tam anlamıyla muhteşem kıyafetlerimle donatılmıştı. Saçlarım çilek kokulu pembe – ki pembeden iğrenirim – şampuanımla yıkanmış, kurutulmuş, taranmış ve toplanmıştı. Sırf ödev yapmamak için saçlarımın şeklini milyon kez değiştirmiştim. Koyu tonların hakim olduğu odamda vakit kaybetmek istemiyordum. Oflayıp puflarken baykuşum – ki adı Thina’dır. – ayaklarına sarılı, sarıya kaçan beyaz kağıt parçasıyla yanıma geldi. “ Selam T. Ne haber? Ayağına sarılı o tuhaf renk kağıtta nedir tatlım? “ diyerek ayaklarına bağlanmış kağıt parçasını ondan aldım. Meraklı bir tavırla kağıdın üstündeki kan kırmızısı kurdeleyi çözerken, suratımdaki aptal ifadeyi cidden merak ediyordum. En sonunda kurdeleyi açmayı başarıp, kısık ancak yakınımda olan birinin duyabileceği bir ses tonuyla okumaya başladım.

Sevgili Linetté,

Sana bu haberi vermek benim için öyle zor ki bebeğim. Seni ne kadar üzeceğinin farkındayım. Ancak bilmeye hakkın var tatlım. Trace – benim sevgilim olur – öldü. Fransa’da sahilde ölü bulunmuş. Gerçekten üzgünüm. Fransa’daki işlerim bitmek üzere. Yakında geleceğim, eğer konuşmak istersen bir baykuş postası yeter bir tanem. Sakın unutma.


Seni Seviyorum, Annen Melissa.

Okumayı bitirdiğim an çığlık attım. İnsanın kulağını tırmalayacak, neredeyse bir tahtanın uzun tırnaklarla tırmalanması gibiydi. Acı verici. Thina yerinden hopladı. Korkmuştu. Gözümden bir damla yaş geldi. Hiçbir zaman tam olarak ağlamamıştım. Yani suratıma banyo yaptıracak kadar asla. Ancak şimdi bunu yapmak için o kadar iyi bir nedenim vardı ki.. Biricik sevgilim Trace, müdürden izin kopartmayı başarıp Fransa’ya gitmişti. Aklıma görüntüsü geldi. Hafif dalgalarıyla kestane kahvesi saçları nazikçe alnına dökülüyordu. Koyu mavi gözleri insanın içine işleyecek türdendi. Bembeyaz ve sert teni her zaman ılıktı. Hava yakıcı da olsa dondurucu da olsa. Kaslı kollarını belli edecek kıyafetler giymeye bayılırdı. Pantolon olarak favorisi kottu. Gözümden bir damla yaş daha süzüldü. Dışarıdaki neşeli hava benim için kasvetliye dönmüştü. Sanki bulutlar kararıyordu. Bir bulut gördüm. Kalp vardı İçindeyse pek belli olmayacak türden yazılan harfler: L ve T idi. Gözümden gelen yaşlar suratıma oradan çeneme oradan da yatağıma dökülüyordu. Artık tek damla göz yaşı değil de sürü halinde yaşlar geliyordu gözlerimden. Herkesin hayranı olduğu sütlü çikolata rengi gözlerimden. Küçük bir göl oluşabilirdi her an. Amerika’ya gidebilirdim. Ama buna kalbimin dayanacağından emin değildim. Bu kasvetli ruh hali içinde annemin dönmesini bekledim..

***

" Ah meleğim, biraz saçma bir soru ama iyi misin? " dedi annem, zümrüt yeşili gözlerii yalvaran bakışlara çevirerek. " Sence? Anne, şu durumda iyi olmam mümkün mü? O.. o gitti. Bir daha geri gelmemek üzere gitti. B-bir daha onu göremeyeceğim. " dedim, sesimdeki hıçkırağa engel olmayarak. Sütlü çikolata rengi gözlerimden akan göz yaşları yüzümü yıkıyordu. Annem yumuşak kollarını bana uzatıp sıkıca sarıldı. Sıcacık eliyle, göz yaşlarımı silmeye çalışsa da sürekli yenisi akıyordu. Muhteşem gözlerimi silmeye çalışırken: " Beni bir kez daha göremden ö..öl..- " diyordum ancak ' öldü ' kelimesini söylemek o kadar zordu ki benim için.. " Ah anne, ilk olarak babam, sonra o.. Ağlamam gereksiz olsa da beni rahatlatıyor. Sanki göz yaşlarım kendileriyle birlikte acımı da yanlarında götürmeye çalışıyorlar. Fransa'dan nefret ediyorum ! " dedim üzüntülü bir sesle. Ancak son cümlede sesimdeki hiddet çok hem de çok fazlaydı. Annemin kusursuz yeşil gözlerinde çok hafif bir sinir vardı. Sinirlenerek konuşmamı sevmiyordu. " Bebeğim, Trace'in ölümü hepimizi sarstı. Hem de çok derinden. Seni anlıyorum ama Fransa'nın bir suçu yok. " dedi yumuşaktan sinirlenmeye doğru yol alan bir sesle. Bu konuşması ondan nefret etmemi bile sağlayabilirdi. " Anlıyor musun? Anlayamazsın, tamam mı? O benim hayatta en değer verdiğim kişiydi. Senden bile daha fazla değer veriyordum ona. Onu seviyordum. Okuldan mezun olduktan sonra evlenecektik ancak o.. Ben odama gidiyorum ! " dedim ağlayarak ancak ses tonum çok hırçındı. Annem arkamdan bir şeyler mırıldandı ancak ben duymazdan geldim. O an umurumda değildi. İç açıcı odama girerken kapıyı kapattığımda çok ses çıkmasına özen gösterdim. Derin bir nefes alarak ağlamaya devam ettim.

***

Rüya gördüğüme emindim. Çünkü: Rüyamda Trace vardı. Biricik sevgilim orada sevimli bir şekilde duruyordu. Ona sarılmak için koşuyordum ancak ben koştukça o daha da ilerliyor bense geriye gidiyordum. " Trace ! Trace ! " diye bağırmayı da ihmal etmiyordum elbet. Trace, o muhteşem yüzünü bana çevirdiğinde afalladım ancak Trace'in arkasından yüzü görünmeyen, siyahlara bürünmüş bir adam gördüm. Gözlerimi sonuna kadar açıp " Trace, dikkat et ! " diye bağırdım ancak Trace, bana bakıyordu. Hıçkırmaya başladım. Bağırmaya devam ediyordum. Trace, kaçmadı, arkasına bakmadı. O siyahlara bürünümüş adam, hayatımı sonlandırmama yetecek iki kelime söyledi. Trace'in hayatını sonlandırarak.. " Avada Kedavra.. " dedi, çok çok kısık bir sesle. " Hayır! Trace, ölme! Gidemezsin, beni bırakma. " diye ne kadar bağırsam da o ölmüştü. Göz yaşlarım sel gibi akmaya başladı. O adam, arkasını dönüp gitmişti. Koşmaya çalıştım ancak hala yürüyemiyordum. Trace'in ölü bedeni benden yaklaşık olarak otuz beş metre uzaktaydı. " Trace.. " dedim kısık bir sesle.. Ve yatağımdan müthiş bir hızla kalktım. Yüzümü kontrol edince, gözlerimden boşalan göz yaşlarıyla ıslandığını hisettim. Ve kabusumun kaldığı yerden devam ettim. Ağlayarak..

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Rolande Addié
5. Sınıf
avatar

RPG Puanı :
100 / 100100 / 100

Kadın
Mesaj Sayısı : 1462
Yaş : 23
Savaş Tarafın : Chiarore Suo Guardia
Rp Partneri : Forever Sébastien! He is my love angel.
En Belirgin Özellik : Sabırlı kişilik ve oldukça sakar o.O
Asa : 21 Inch,Hipogrif Tüyü, At Kılı
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 26/06/09

Galleon
Galleon: 1000
Patronus: Seçilmedi

MesajKonu: Geri: Krystal*2   Perş. Ağus. 27, 2009 4:53 pm

Renk uyumum ve görünümden tam puan. Uzunluk pek yeterli değil gibi ondan biraz kırıyorum. Betimlemeler güzel, daha da çoğaltılırsa sorun olacağını sanmıyorum. Olaylar hızlı değilde, biraz daha detaya girilerek anlatılsaydı daha akıcı olabilirdi.Düşüncelerini rpine çok güzel yansıtmışsın tebrikler. " En fazla 1 kere " demek yerine; " En fazla bir kere " demeyi tercih etmelisin. Bazı yerleri noktalı virgülle süslesen daha iyi olurdu.


RPG Puanınız:80

_________________


I can almost see it
That dream I'm dreamin
But there's a voice inside my head saying you'll
never reach it.


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Krystal*2
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Hogwarts Cadılık Ve Büyücülük Okulu :: Role Play Game Dışı :: Site Arşivi :: RPG Arşivi-
Buraya geçin: