Hogwarts Cadılık Ve Büyücülük Okulu

Hogwarts RPG
 
AnasayfaKapıSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Yaratık Alımları

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2, 3  Sonraki
YazarMesaj
Leonardo Afford
1.Sınıf
avatar

RPG Puanı :
0 / 1000 / 100

Mesaj Sayısı : 2
Asa : Abanoz ve Tek Boynuzlu At Kılından. Yirmi bir buçuk santim, esnek.
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 30/06/09

MesajKonu: Geri: Yaratık Alımları   Cuma Tem. 03, 2009 3:59 pm

Josh Rİchmond ben vampir olmaya çalışmıyorum o ReyMysterio benim arkadaşımın ve ben o bizdeyken yanlışlıkla ben koydum koymamı o zorladı yoksa koymıycaktım küserim dedi bende koydum
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Rolande Addié
5. Sınıf
avatar

RPG Puanı :
100 / 100100 / 100

Kadın
Mesaj Sayısı : 1462
Yaş : 23
Savaş Tarafın : Chiarore Suo Guardia
Rp Partneri : Forever Sébastien! He is my love angel.
En Belirgin Özellik : Sabırlı kişilik ve oldukça sakar o.O
Asa : 21 Inch,Hipogrif Tüyü, At Kılı
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 26/06/09

Galleon
Galleon: 1000
Patronus: Seçilmedi

MesajKonu: Geri: Yaratık Alımları   Cuma Tem. 03, 2009 4:22 pm

Anlaşıldı Ban cezası verilmiştir.!

_________________


I can almost see it
That dream I'm dreamin
But there's a voice inside my head saying you'll
never reach it.


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Therron Marshal Cole
Vampir
avatar

RPG Puanı :
0 / 1000 / 100

Erkek
Mesaj Sayısı : 27
Yaş : 22
Savaş Tarafın : Ölüm yiyiyorum vallaha xD
Rp Partneri : Eva^^.
En Belirgin Özellik : _Güç, Hız, Zeka_
Asa : Zehirli ve ölümcül dişlerim var..Yetmedi mi?
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 30/06/09

Galleon
Galleon: 10
Patronus: Seçilmedi

MesajKonu: Geri: Yaratık Alımları   Perş. Tem. 09, 2009 5:38 pm

Karakter Ad-Soyad:Jasper LeDarc

Yaş:23 gösteriyor.Oysa ki 103 yaşında.

Kişisel Özellikler:Karmaşık..Jasper'ı tanımlayacak en uygun kelimedir..O daima kibar olmuştur.Ama onu sinirlendirene karşı nazik olduğu da görülmemiştir.Her zaman iyi bir yalancı olmuştur ama yalan söylemeyi sevmez,sadece kendinin ne olduğu hakkında yalan söylemeyi sever.Kavgaya bayılır..Sinir olduğu kişilere daima kaba,sinir bozucu ve kibirli davranır ama sevdiği ve değer verdiği kişilere daima kibar,bir beyefendi gibi ve alçakgönüllü davranır.Asla duygusal olmamıştır ve hayatı boyunca da asla ağlamamıştır..

Örnek Rpg:Buz gibi bir gün daha.Kışı severim.Yani insanların kafasına kartopu atabildiğim için.Ayrıca kışı sevmemin bir yanı da soğuğu sevmemdir.Gecenin köründe dışarı çıkma huyumdan vazgeçmeye de çalışsam ol-mu-yor-du.Ancak bu akşam dışarı çıkmak yerine evde oturup boş boş yatmak bana daha cazip geldi.Gece boyunca bir sürü şey düşündüm:Kan,Aşk,Sihir,Vampirler..Sabah olduğu için gerçekten mutluydum.Çünkü:AVlanmaya gidecektim.Uzun süredir avlanmıyordum ve bu insanlar için çok tehlikeliydi..Dağ Aslanı avlayacaktım,yılların tecrübesiyle..Ancak tam gidecekken yolda birini gördüm.Bizden birini.Bir vampir.Bir adamı çıkmaz bir sokağa çekiyordu.Anlaşılan bu vampir bir yeni-doğandı.İlk başlarda insan avlamaya başlarsa asla bu isteğinden kurtulamazdı.Ona yardım etmeliydim.Dişlerini kadının tam boynuna saplayacakken yanına geldim.Konuşmaya başladım:
-Seni kim çevirdi?
-Bilmiyorum.Uyandığımda git-.Sen de kimsin?
-Bir vampir.80 yıllık bir vampir.Sen ne zaman dönüştün?
-1 hafta önce..
-Kaç insan avladın?
-Nereden biliyorsun?
-Kaç insan avladın!?
-10-15 emin değilim ne-?

Buz gibi bakışlarımla sustu.15 insan ölmüştü.Öyle mi?Ellerimi vampirin yakasına götürdüm.Onu duvara itip,soğuk ve ciddi bir sesle:
-Bir daha insan avlamayacaksın!
-Sana ne oluyor!Sana ne!!
-Öyle mi?Madem insan avlayacaksın ya da avladın..
-Ne yaparsın?

Yerdeki tahta kazığı onun kalbine geçirdim.Kalbe giren şeyler vampiri felç ediyordu.Kısık bir sesle:"İşte bunu."dedim.Hareket edemiyordu.Sadece tuhaf sesler çıkarıyordu."Ahh,öyhh,aaaoohh.."gibi sesler.Acı çektiğini biliyordum ama zorundaydım.Cebimden bir kibrit çıkartıp ateş yaktım.Sonra da vampirin üstüne attım.Sokaklarda kimse yoktu.Sabah 05.00'ydi.O adamın orada ne işi olduğunu bilmiyordum.Artık bizi görmüştü.Birilerine söyleyebilirdi.Ama susamıştım.Ben öldürmezsem Kraliyet Ailemiz öldürecekti.Ölümcül dişlerimi adamın boynuna saplayıp kanını sonuna kadariçtim.Susuzluğum dinmişti.Artık oradan gitmeliydim.Vampiri ölüme terkedip,malikaneme doğru yol almaya başladım..


Hayalet mi Vampir mi?:Vampir
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Agnessa Bronislova

avatar

RPG Puanı :
100 / 100100 / 100

Erkek
Mesaj Sayısı : 647
Yaş : 23
Savaş Tarafın : DeathEaters !
Rp Partneri : Dominic Monaghan (L)
En Belirgin Özellik : -Zeki-
Asa : Karanlığın Hüznü
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 05/07/08

Galleon
Galleon: 150
Patronus: Tavşan

MesajKonu: Geri: Yaratık Alımları   Perş. Tem. 09, 2009 5:40 pm

Rütbeniz veriliyor. Başvurunuz kabul edildi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Jessica Cole
Vampir
avatar

RPG Puanı :
0 / 1000 / 100

Kadın
Mesaj Sayısı : 13
Savaş Tarafın : Karanlık**
Rp Partneri : Mick <3 Jess
En Belirgin Özellik : Vampirlere göre çok sıcakkanlı ve güleryüzlü.
Asa : "Ateşin Gözyaşları"
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 09/07/09

Galleon
Galleon: 10
Patronus: Büyü yapmayı biLmem ben ısırmayı biLirim xD

MesajKonu: Geri: Yaratık Alımları   Cuma Tem. 10, 2009 3:42 am

Karakter Ad-Soyad:Alice Cullen
Yaş:19
Kişisel Özellikler:Çok arkadaş canlısıdır her kişyle arkadaşlık kurabilir, kendini hemen sevdirir.Güleryüzlüdür herzaman ama onu sinirlendirene güleryüzlü davranmaz.Alışveriş delisidir, alışverişe gittiğinde mağazayı alıp gelir.
Örnek Rpg:
Odamda müzik dinliyordum.Paramore'den Decode çalıyordu.

How can I decide what’s right,
When you’re clouding up my mind?
I can’t win your losing fight
All the time.
...

Kafamı kaldırdığımda karşımdaydı.Yine o kukuletalıyıdı.Ama bu sefer daha farklıydı.Gözleri daha kırmızı, dişleri daha sivriydi.Üstüme doğru geliyordu.Bağırmaya başladım.
"Gelme üstüme!! Git buradan gitt!! Git buradan istediğini al ve git!!..."
Bunları söylerken geri geri kapıya doğru ilerliyordum.Elime ne gelirse hepsini yere atıyordum.Omzuma biri dokundu.Olduğum yerde donakaldım.
"Alice!! Ne oldu tatlım ??"
Annemin dediklerini duymazdan gelip devam ediyordum.
"Git buradan git!! Git!! Git!!..."
"Şşş..Yanındayım Alice.Ne oldu hepsini anlat bana..."
Olanı biteni tüm ayrıntılarıyla anlattım ve ekledim.
"İşte böyle..Ama sen geldiğince hemen y..yo..yok oldu."
Anneme sarılıp ağlamaya başladım.
"Ah anne..Ama öyle korkunçtu ki..."
"Bu senin yarattığın birşey tatlım.Senin dikkatin yok olunca o da yok oluyor."
"Hımm" diyebildim sadece.
"Neyse gel Alice.Aşağıya inelim.Böylece dikkatin dağılmış olur."
Birlikte aşağıya indik.Yine her zamanki gibi yağmur yağıyordu.Yağmur damlacıkları da birşeye üzülmüşler ağlıyor gibiydiler.
"Anne..Baksana sanki yağmur damlacıkları da birşeye üzülmüşler.Sanki ağlıyorlar."
"Evet tatlım.Onlar da güneşi göremedikleri için üzgündürler..^^"
Bu düşüncelerle koltuğa oturup yağmur damlalarını seyre daldım.
"Tıp, tıp, tıp..."
Tıp sesleri arada duruyor sonra tekrar devam ediyorlar hızlıca hiç durmayacakmış gibi...Bu düşüncelerle uykuya daldım.
*****
"Uyanmışmı benim uykucu meleğim??"
"Babaaa..Hoşgeldin.Ne zamandır evdesin ??"
"Yeni geldim Alice."
"Tamam babacığım.Ben odamda olacağım."

Odama gitmek için merdivenlere doğru ilerledim.Ah, başım dönüyor...

Uyandığımda hastanedeydim.Off, hastaneler!! 1 yıl hastanelerde kaldım ama hiç alışamadım bu hastanelere.Bu pis kokusu,yemekleri..Öğk..
Annemle babam yanıbaşımdaydılar.Konuşmaya çabaladım ama sadece birşeyler mırıldanabildim.
"Şşş..Meleğim sen dinlen.Kendini yorma."

Babamın bu sözü üzerine gözlerimi kapayıp uyumaya çalıştım.Ama başaramıyordum.Kafamdan çıkaramıyordum o kukuletalıyı.Kimdi bu kukuletalı ?? Benden ne istiyordu ?? Kafamda binlerce soru vardı ama hepsi cevabını bilmediğim sorulardı...
Mike..Of ya çok özledim onu...Keşke şu anda yanımda olsaydı..
"Anne..."
".........."
"Anneeee!!"
"........."
Gözlerini açıp annemi bulmaya çalıştım.Kukuletalı!! Karşımda duruyordu.Şu anda yapabileceğim hiçbirşey yoktu..Gözlerimi kapadım..Böyle ölmek daha iyiydi..Yadaa...ölmeyecektim çünkü bu kukuletalı benim hayalim olduğuna göre kafamı dağıtmalıyım ki o da yok olsun başka şeyler düşünmeye başladım...
Mike'ımı düşündüm.Onla geçirdiğim bütün güzel anılarımı..İlk tanıştığımız gün çok komikti.

"Hey!! Yürürken önüne bakmayı dene!!"
Kafamı kaldırdığımda o muhteşem yüzle karşı karşıya geldim.Masmavi gözleri denizi kıskandıracak kadar güzeldi..Oda istemsiz olarak bana baktı.
"Ben..çok özür dilerim.."
"Alice!" dedim sinirle.
"Tamam çok özür dilerim Alice...Bu arada ben Mike.."
Hızlıca kitaplarımı toplayıp otobüse yetişmeye çalışmıştım...

"Alice, iyimisin tatlım ??"
Bu güzel ses ancak annemin olabilrdi.Gözlerimi yavaşça açtım.
"Ben..iyiyim anne..Sadece Mike'ı düşünüyordum."
"Artık gidebilrmişiz tatlım.Gel haydi kıyafetlerini giydireyim."
"Ah yapma anne!! Ben giyebilirim."
"Peki öyleyse.Kapıda bekliyor olucam."
Hızlıca kıyafetlerini giyip dışarı çıktım.Annem kapıda bekliyordu.Aklım hala şu ne zamandır gördüğüm kukuletalıdaydı..
"HEy Alice!! GElmiyorsun heralde."
"Pardon anne dalmışım.Geliyorum bekleyin."
Hemen arabaya bindik.Eve gelincede hastanenin yorgunluğuyla kendimi yatağa attım.

Hayalet mi Vampir mi?:Vampir
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Geonna Romia Bianca
Karanlık Lady
avatar

RPG Puanı :
100 / 100100 / 100

Kadın
Mesaj Sayısı : 861
Yaş : 23
Savaş Tarafın : DarkSide
Rp Partneri : ~Wentworth is my world~
En Belirgin Özellik : Asi ve Zeki olması
Asa : ~Zarafetin Sessizliği~
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 03/07/08

Galleon
Galleon: 100000
Patronus: Yılan

MesajKonu: Geri: Yaratık Alımları   Cuma Tem. 10, 2009 3:42 pm

Başvurunuz onaylandı fakat; ünlünüzü değiştirmeniz gerekiyor çünkü ben kullanıyorum.^^

_________________

Things I loved before, are now for saLe..

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hogwarts-rpg.forum.st/lejant-f10/rachel-amy-caroline-leja
Elizabeth May Cole
Vampir
avatar

RPG Puanı :
0 / 1000 / 100

Kadın
Mesaj Sayısı : 16
Yaş : 22
Savaş Tarafın : tarafsız
Rp Partneri : yok
En Belirgin Özellik : İnatçı
Asa : .
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 22/07/09

Galleon
Galleon: 10
Patronus: Seçilmedi

MesajKonu: Geri: Yaratık Alımları   Perş. Tem. 23, 2009 11:14 am

Karakter Ad-Soyad: Elizabeth May Warner
Yaş:19
Kişisel Özellikler: Soğukkanlı, sessiz ve adaletlidir. Kimsenin haksız düşürülmesine izin vermez.
Örnek Rpg:
Topladı bütün cesaretini. Karanlıktan değil kendinden korkuyordu. İçindeydi karanlık. Ay ışığı kapalı perdelere rağmen loş kılıyordu odayı. "Ay tutulması olsa keşke" dedi o anda. Hatta bir daha dönmemek üzere terk etse insanlığı.

Uykusuzluktan olsa gerek, damağında bir kuruluk, sesinde bir boğukluk vardı bütün gün. Geçti aynanın karşısına ve göz attı alelacele. İnsan kıvrımları olan bir karaltıdan başka bir şey yoktu içinde. Gerçekten o muydu bu? Neden düşmüştü omuzları? Neden öne eğik başı?

Bitmeliydi artık her şey. Bencillikten değil daha fazla acıyı kaldıramayışından. Yoksa ne olurdu ki her gece ağlasa. Daha doğarken yapmaz mıydı insan ilk ağlamasını? Ne olurdu anıları her gün yargılasa ve cezalandırsaydı onu? Daha on yaşındayken kayıp gitmiş duyguların ve anıların acısını çekmeye, duygularını her zaman dolambaçlı yoldan anlatmayı sevmeye başlamıştı nasıl olsa. Zaten ne onun canı yanıyordu, ne de o acıydı. Canları yanan başka insanlardı, onları gözetleyip gözyaşlarına boğulansa o. Diğerleri doğuştan duygusal, melankolik adıyla yargıladı onu. Hatta bazıları -daha açık sözlü olanları- aşırı korkak sıfatını uygun gördü. Bunlar hiçbir zaman umurunda olmadı. Şimdi içinden kendine kızmaya başladı. "Boş ver düşünme şimdi bunları. Odaklan sadece. Odaklan ki çocuk gibi ağlamaya başlayarak iki büklüm yığılma yine yere. Bitir artık her şeyi..."

Uzattı ellerini nazikçe ileriye doğru sanki onun ellerine değeceklermiş gibi. Hayret! Aynı korkuyu, aynı çekimserliği duyumsadı yıllar sonra. Birkaç çıtırtı sesi duydu önce. Elinde kibritin bir anda alev almasını çocuksu bir ilgiyle izledim. Alevi yaklaştırdı gözüne. Şeffaflığı sarhoş ediyordu benliğini. Bu şeffaflıkla boğuşurken belki kazayla yakardı tek suçlu göz bebeklerini.
Kibritin alevi elinin derisini siyahlaştırmaya başlayınca tutuşturdu sevgi damlacıklarının son kırıntısı fotoğrafın uçlarını. Isıdan kıvrılmaya başladı önce uçları, kaçmak istiyordu o ateşten besbelli. Kaçmaya fazla gücü kalmadı yada artık o da bitirmek istiyordu. Öylece bırakıverdi kendini birden. Çığlık atar gibi ince çıtırtılar yükseliyordu her yerinden. Yanışını doyumsuz bir zevk ve tiksintiyle izlerken içinde savaşlar patlak veriyordu. Bir duygular saldırıyordu bir mantık. Kazanan yoktu. Üzerindeki topraklara daha fazla zarar veriyorlardı sadece. Gözünü duvarda asılı resimlere dikerek bıraktı fotoğrafı kül tablasının içine. Kendine itiraf etmeye korkuyordu ama o fotoğrafı bir daha yanarken görmek istemiyordu. Hep kaçmıştı hayatı boyunca kendine vereceği cevaplardan. Sorular, sorunlar, gerçekler, yalanlar.

Karanlık odada yüzüne vuran son alev ışığı da yok olunca başladı hıçkıra hıçkıra ağlamaya. Şimdi olsa cesaret edemezdi yakmaya. Geceler boyu o fotoğrafa sarılıp uyumuştu ağlayarak. Yenik düştüğü her gün o resme bakarak cesaretini toplamıştı. İnsanların arasında yalnızlığını hissettiğimde usulca çıkararak bakmıştı ona. Hatta bazen deliler gibi sohbet etmişti onunla. Deli... Ama hiç soru sormamıştı ona. Cevap verememesinden korkuyordu. O yüzden hep o konuştu, resim dinledi. İronik hayatını kasıp kavururken ve o tatlı deja-vular diyarında kendini kaybettiğinde adres sorduğu bir tek o vardı. Çekip çıkardı onu her seferinde. Hep dünyaya basmaktan kaynaklanmıştı sorunları. Bulutların üzerinde uçmak, sevinçten göz yaşı dökmek, mutluluktan kendi kendine dans etmek ne demek bilmedi. Küçük bir çocukken yaşadığı olmuştu elbette. Ama anılar ne kadar bilmekle orantılıdır ki? Her geçen gün kısıtlandı özgürlüğü. Çok özledi kaygısızlığı. Çok aradı onu düşürdüğü yeri. Oturduğu koltuktan yavaşça kalktı. Onu düşürdüğü yere değil de onu bütün dünyanın kaybettiği yeri iyi biliyordu Emily. Uzun siyah seyahat cüppesini giydi ve şehirdeki tek mezarlığa bir "pof" sesiyle cisimlendi.

Aslında bu saatte mezarlıkta olmak pek akıllaca bir iş değildi fakat vampirler içinse Emily'e bulaşmak pek akıllıca olmazdı. Eli asasında aklı ise yıllar önce ölmüş sevgilisindeydi. Her zaman iyilik sever ve iyimser olmuştu Hann. En üzgün zamanlarında onu hemen neşelendirirdi. Bir kere bile olsa üzgün olduğunu görmemişti onun. Hep gözleri parlar hep insanlara yardım etmeye çalışırdı. Hann bir çatışmada aptal bir yoldaşlık üyesinin asasından çıkan aptal bir lanetle hayatını kaybetmişti. Hann, bunları hiçbir zaman haketmemişti. Her an tek düşündüğü insanlardı bu yüzden ölüm yiyen olmuştu zaten karanlık onu da içine almıştı.

Gözlerinden süzülen birkaç damla yaşı sildi. Ve o anda mezarlığa girdiğini farketti. Hann'in mezarı derinlerdeydi. Oraya doğru ilerlerken içinde garip bir neşe vardı. Ölmüş olsa bile arkasında bıraktığı mutluluk gitmemişti. Ona yaklaşmış olmak hisse hala büyük bir mutlulukla dolduruyordu Emily'nin içini. Etrafa sarı bir ışık saçması için büyülenmiş mezar taşı karanlık mezarlıkta hemen dikkat çekti. Emily oraya ulaştı ve mezarın kenarına çömeldi. Mezar taşını bir kere daha okudu ve sevgilisinin kendi sözlerine yine hayran kaldı:

"Ölüm varılacak bir son değil varılacak bir başlangıçtır.***"

Gözleri bu defa yaşlarla doldu ve başını mezara koydu.Her şey fululaşmaya başlamıştı. Gözlerindeki yaşlar bulandırıyordu etrafı. "Belki de birbirimizi sevmek değil sadece hislerimize dokunmak için doğmuştuk. Sevmek! Birkaç öpücük, birkaç tebessüm, birkaç sarılma değildir sevmek. En karanlık yanlarını bilmek, dokunulmamış hislerinin farkına varmak, binlerce kilometre uzaktayken bile ağladığını hissetmek, mantığın doyumsuz bir sahtekarlıkla bedeni ele geçirdiği sırada her şeyi bir kenara bırakarak koşmaktır ona. Göz yaşı döktüğünde bunu onunla bağdaştırıp bir kenarda toplamak, acımasız kaygılarla sevdikleriniz hakkında düşündüğünüz şeyleri bile onun mutluluğuyla karşılaştırabilmek, hayalleri gerçeklerle ayrı tutamamak, boğuk şarkılarda onun sesinden, onun hayatından bir şeyler aramak, bulamayınca şarkıya küsmek, kimsesiz olduğunda bir gün onu göreceğini ümit ederek yaşama sarılmaktır sevmek." Bir an için kendine inanamadı. O bir ölüm yiyendi. Bu düşünceler ona çok tersti. Sonra birden "Hıh ben ölüm yiyen olmayı keyfimden seçmedim heralde Hann'a bunu yapanı bulmak için seçtim. Bir kez olsun güçlünün yanında yer alıp kendimi güçlü kılmak için seçtim onlara hizmet etmek için değil." dedi.

Gitme vakti çoktan gelmişti. Birkaç adım geriledi ve gitmeden önce son bir kez ona baktı. Ona elveda etti ve oradan ayrılmak üzere mezarlığın çıkışına doğru yürümeye başladı. Adımları kısa ve yavaştı. Sanki buradan gitmek istemiyor gibiydi. Mezarlığın büyük demir kapısına vardı. Bir gece için terk ettiği rutin yaşamına geri dönmek için cisimlendi. Evin kapısının önünde durdu. Çünkü içeride bir lamba yanıyordu. Aklını kaçırmadıysa ya da bunamadıysa bir lambayı açık bırakmadığından emindi. Zaten o lambaları kullanmazdı ki... Şömine onun için o görevleri üstlenmişti. Yavaşça içeri girdi. Asasını göüs hizasında kaldırdı. Bu gece birine bir lanet savurmaya hiç çekinmezdi. Gözünü karartmıştı artık. Her zaman kendinin oturduğu eski koltuğunda biri oturuyordu. Duvara vuran kalıplı gölgesinden bir erkek olduğu açıkça belliydi. Emily "Kimsin sen?" diye haykırarak sorduğunda ise ona hiçbir yanıt vermedi. Emily birkaç adım daha yaklaştı ve adamın yüzünğ netçe görebileceği bir yere geçti. Ama o anda başından aşağı sanki buz gibi bir su dökülmüştü. "Olamaz" dedi içinden. Suratı bir anda kireç gibi bembeyaz oldu. Ama bu şaşkınlığı fazla uzun sürmedi. Şaşkınlıktan yere düşürdüğü asasını tekrar aldı ve bir zamanlar babası olan adama doğrulttu. "Avada Ked-" diye haykırırken bir anda kendini yerde buldu. İçinde yıllar önce ona karşı yaktığı ateş alevlendi alevlendi ve kocaman oldu. Ayağa kalktı.

"Ne cürretle buraya tekrar geliyorsun ha? Yeniden hayatımı mahvedmek için mi geldin? Defol git burdan DEFOOOL!!!"

Şimdi göğüsü hızla inip kalkıyordu. Bütün vücudu zangır zangır titriyordu. Ama Tom en ufak bir tepki vermedi. Emily'i yanına çağırdı oturmasını gösteren bir işaret yaptı. Emily önce reddettii. Ama sonra oturdu.

"Ne var niye geldin?"

dedi güçlü olmaya çalışıyordu. Tom yavaşça doğruldu. Kurumuş dudaklarından kelimeler parça bölük döküldü.

"Buraya seni üzmek için gelmedim. Sadece sana açıklamak istediğim birşey var. Senin baban olarak senin üzülmene dayanamıyorum ve uzun bir süredir seni takip ediyorum. Sevgilini öldüren o insanı bulmak istediğini yüreğinin nasıl intikam ateşiyle yandığını biliyorum. Az önce beni burda anlatmak istediklerimi anlatmadan öldürseydin bunu yeterince hak etmemiş olacaktım. Çünkü bana yeterince kızmıyorsun. Seninle farklı taraflarda olmamızın sende uyandırdığı kin beni öldürmen için iyi bir neden ama sana söylemek istediğim birşey daha var. HANN'IN KATİLİ BENİM!!"

Emily babasının söylediklerini hazmetmeye çalışırken babası ayağa kalktı ve asasını yere attı. Emily ise büyük bir şaşkınlık ve öfkeyle onu takip etti. Şimdi ikiside ayaktaydı. Emily'nin masmavi gözleri babasının gözlerini delip geçerken dudaklarından dökülen iki kelimede öz babasının kalbinin delip geçti.

"Avada Kedavra"

Babası ipleri kesilmiş bir kukla gibi yere yığılırken içinde en ufak bir pişmanlık yoktu Emily'nin. Aksine içinde bir sevinç vardı. İntikam ateşi sonunda sönmüştü.



Hayalet mi Vampir mi?: vampir
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Rolande Addié
5. Sınıf
avatar

RPG Puanı :
100 / 100100 / 100

Kadın
Mesaj Sayısı : 1462
Yaş : 23
Savaş Tarafın : Chiarore Suo Guardia
Rp Partneri : Forever Sébastien! He is my love angel.
En Belirgin Özellik : Sabırlı kişilik ve oldukça sakar o.O
Asa : 21 Inch,Hipogrif Tüyü, At Kılı
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 26/06/09

Galleon
Galleon: 1000
Patronus: Seçilmedi

MesajKonu: Geri: Yaratık Alımları   Perş. Tem. 23, 2009 1:26 pm

Onaylandı .

_________________


I can almost see it
That dream I'm dreamin
But there's a voice inside my head saying you'll
never reach it.


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Daniel Lee Howard
Vampir
avatar

RPG Puanı :
0 / 1000 / 100

Erkek
Mesaj Sayısı : 19
Savaş Tarafın : tarafsız
Rp Partneri : herkes başkasının partnerine sarıyo bende birininkine sarıcam.Daha eğlenceli xD
Asa : .
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 23/07/09

Galleon
Galleon: 10
Patronus: Seçilmedi

MesajKonu: Geri: Yaratık Alımları   Perş. Tem. 23, 2009 3:24 pm

Karakter Ad-Soyad: Daniel Lee Howard
Yaş:21
Kişisel Özellikler: Sevdiklerine karşı korumacı, soğukkanlı, Yardımsever, cesur
Örnek Rpg:
Gözlerini açtığında önünde beyaz bir kağıt duruyordu. Yeni bir sayfa. Üzerine hiçbir şey yazılmamış bembeyaz bir sayfa. Yanında da ucu sipsivri açılmış bir kurşun kalem. Sessizlik. Yani tam olarak sessizlik de denemez. Arkadan bir saatin tıkırtısı duyuluyor. Kısık açılmış radyodan kulak tırmalamayan, dikkat dağıtmayan yine de odayı ıssızlığından kurtaran bir müzik yayılıyor. Radyonun sesi dışarıda usul usul yağan yağmurun sesine karışıyor. Masanın üzerinde dumanı tüten, çevreye mis gibi kokular saçan bir bardak kahve. Taptaze, serin sabah rüzgarı pencerenin tüllerini hafifçe dalgalandırıyor. Bulutların arasından sızan güneş ışıkları ağaçların yapraklarındaki yağmur damlalarına parlatıyor. Dışarıda kimsecikler yok.
Gözlerini kapadı. Düşüncelerinde eli sipsivri açılmış kurşun kaleme uzandı. Kalemin tahtasının üşütmeyen sertliğini hisseti parmaklarında. Sonra kağıdın üzerinde dolaşan yumuşak ucun tatlı bir mırıltı gibi gelen sesini duydu. Bir süre arkasında izler bırakarak kağıdın üzerinde kayan kalemi izledi. Yazdıklarını okumaya çalıştı, başaramadı.
Yeniden gözlerini açtı. Karşısında boş bir beyaz kağıt duruyordu, ama masanın üzerinde dumanı tüten bir kahve fincanı yoktu. Zaten masanın üzerinde kahve fincanı koyabilecek bir yer de yoktu ki. Üstelik sivri uçlu bir kurşun kalem de yoktu. Masadaki çelik taklidi kalemliğin içinde üzerinde çeşitli şirketlerin reklamları olan tükenmez kalemler duruyordu. Kalemlk bilgisayar ekranının biraz arkasındaydı. Pek kullanılmadığı için birisi oraya itivermişti. Gözlerini masanın üzerindeki kağıt yığınlarında dolaştırdı. Bir yerlerde bir yanlışlık vardı. Vardı elbette. Birisi klavyesnin üzerine boş bir fotokopi kağıdı bırakmıştı. Bütün suç da bu kağıttaydı zaten. Sıradan bir fotokopi kağıdı olduğunu unutup onu yazılar yazmaya davet eder gibi göz kırpan bu kağıttaydı suç. Yoksa ne dışarıda yağmur yağıyordu ne de içeride radyo çalıyordu. Üstelik pencerelerde uçuşan tül perdeler filan da yoktu. Sessizlik olduğu doğruydu. Ses ve ısı yalıtımlı camlar kapalı olduğu için içeride klimanın hafif uğultusundan ve klavyelerin tıkırtılarından başka bir ses duyulmuyordu.
Suçlu gözlerle yanındaki masada oturan arkadaşına baktı. Arkadaşının gözleri ekran ve masanın üzerindeki kağıtlar arasında gidip gelirken parmakları sanki kendi başlarına hareket edermişçesine çevik ve uyumlu hareketlerle klavye üzerinde dolaşıyordu. Oysa onun klavyesinden çıt çıkmıyordu. Hep klavyenin üzerindeki o aptal fotokopi kağıdı yüzünden. Kağıdı öfkeyle klavyenin üzerinden çekti, tam buruşturup atacaktı ki aklına bir gün önce müdürün kağıtları boşuna harcayanlar konusunda söyledikleri geldi. Kağıdı alıp yerinden kalktı, yorgun adımlarıyla masaların arasındaki dar aralıktan geçip fotokopi makinasının yanına gitti. Kağıdı makinanın üzerine bıraktı ve yerine geçti. Masalardan birinde oturan bir kız o sırada işinden başını kaldırmıştı. Görmez gözlerle onun yerine oturuşunu izliyordu. Kıza gülümsedi. Kız da ona gülümsedi ama gülümsemesi gözlerine ulaşmadan sönmüştü.
Yerine oturur oturmaz parmakları kendiliklerinden klavyenin üzerine yerleşmiş ve dolaşmaya başlamışlardı. Şimdi onun da gözleri ekran ve masadaki kağıtlar arasında gidip geliyor, klavyesinden düzenli bir tıkırtı duyuluyordu. Kendini bu tıkırtının ahengine kaptırmıştı. Sanki güzel bir tren yolculuğuna çıkmıştı. Trenin penceresinin önünden kayar gibi geçen ağaçları, elektrik direklerini, camlara çarpacak kadar yaklaşan dalları, uzaklarda daha yavaş hareket eden evleri ve onlardan da uzaklardaki tepeleri seyretmeye daldı. Yine usul usul yağmur yağıyordu. İlle de yağmur... Ama usul usul... Sonra tren bir tünele daldı. Her yer kapkaranlık olmuştu.
Şaşkın gözleri kağıtlar ve ekran arasında gidip gelmeyi bıraktılar, karşısında duran koyu gri renkli ekrana bakmaya başladı. Parmakları hala klavyeden düzenli tıkırtılar çıkarmayı sürdürüyorlardı ama ekranda hiçbir şey görünmüyordu. Görünmezdi elbette. Bilgisayarı açmamıştı ki.
Birilerinin onu görüp görmediğini anlamak için çekingen gözlerle çevresine bakındı. Kimse farketmemişti neyse ki. Yavaşça uzanıp bilgisayarın açma düğmesini itti parmağıyla. Bilgisayardan çalışmaya başladığını gösteren gıcırtıyı andırır bir homurtu yükseldi. Artık çalışmaya başlayabilirdi.
Masadaki kağıt tomarını aldı, kenarlardan taşan kağıtları yerlerine itti. Bütün tomarı dik tutup masaya vurarak iyice bir düzeltti. Tarihlerine ve başlıklarına göre sıraya sokmak için kimi kağıtları aralardan çekip öne aldı. Tomar yeniden karışmıştı. Bir kez daha özenle düzeltti. O gün acilen bilgisayara girmesi gereken kağıtları ayırıp klavyenin sağına yerleştirdi. Bu sırada ekranda çalışması gereken dosya da açılmıştı. Gözleri kağıttaki sayıları izlerken parmakları yine kendi işlerine daldılar. Bir süre yazdıktan sonra yazdıklarını kontrol etmek için gözlerini ekrana çevirdi. Ekranda şunlar yazıyordu:


Sevgili babacığım
Bugün yine yağmur yağıyor. Tıpkı...


Gri ekranda parlayan beyaz harfler sürüp gidiyordu. Bu yazdıklarını gören oldu mu diye gözlerini çevresinde gezdirdiğinde odada kendisinde başka hiç kimse olmadığını farketti. Yalnız başına, küçük, tahta bir masanın başında oturuyordu. Parmakları hala klavyenin tuşları üzerinde dolaşıyorlardı ama bu bir bilgisayar klavyesi değildi. Bir daktiloydu. Siyah tuşları üzerine oyulmuş beyaz harfleri, kenardan dışarı doğru uzanan ince, parlak koluyla biraz eskice bir daktilo. Birden çok mutlu olmuştu. Neşe içinde mektubunu yazmaya koyuldu. Babasına son zamanlarda yaptıklarını, geçen gün evinin yakınındaki parkta karşılaştığı yaşlı adamı, yaşlı adamla aralarında geçen konuşmayı bir bir yazdı.
Evet epeyce konuşmuşlardı ihtiyarla. Binlerce gülümsemenin izini taşıyan kırışıklarla çevrili mavi gözlerini ona dikip içini okurcasına uzun uzun süzmüştü onu ihtiyar ilk önce. Sonra da neler yaptığını sormuştu. Nasıl da bocalamıştı adama cevap verirken. Önce işini anlatmıştı. Ne kadar önemli bir işi olduğunu yani. Üzerine dikilen mavi gözlerde anlayış okunuyordu. Yaşlı adam da ona hak vermişti. Binlerce insanın adreslerinin, eğitim düzeylerinin, gelirlerinin, mallarının mülklerinin kayıtlarını tutmanın çok önemli bir şey olduğunu o da kabul ediyordu. Sonra ona bir soru sormuştu yaşlı adam. Şimdi hatırlamıyordu ne sorduğunu. Tek hatırladığı şey ihtiyarın sorusu üzerine kafasının çok karıştığı ve birden adama evinden, okuduğu kitaplardan söz etmeye başladığıydı. Adam yine dinlemişti onu. Evini anlatırken pek ilgi göstermemişti aslında, ama geçenlerde bir eskicide bulduğu guguklu saatin durup dururken, zamanlı zamansız ötüşünü anlattığında mavi gözlerinde neşeli pırıltılar belirmişti. Sonra ihtiyara kitaplarını anlatmıştı. Çok kitabı vardı. Elbette hepsini okumamıştı henüz, ama zaman buldukça okuyordu onları. İhtiyar ona en çok sevdiği kitabın adını sorduğunda bir an için ne diyeceğini şaşırmıştı. İçinde nedense ona bakan bu ışıltılı, kısık gözleri etkileme isteği uyanmıştı. Kitapları içinde en değerlisi olduğunu düşündüğünün adını söyledi. Ağır, ciddi ve önemli bir kitaptı bu. Aslında ilk okuduğunda pek bir şey anlamamıştı ama ikinci, üçüncü okuyuşlarında kitabın derinliklerine girebildiğini hissetmişti. En sevdiği olmasa da en ciddiye aldığı kitabın bu olduğu kesindi. Ama mavi gözler onun içini okur gibi bakıyorlardı. Daha adını söylerken aslında bu kitabı pek sevmediğini belli ettiğini farketti. Sahi hangisiydi en sevdiği kitap? Birden aklına çocukluğunda okuduğu bir roman geldi. İnanılmaz bir yolculuğu anlatıyordu bu roman, ne başı vardı ne de sonu, ama öyle şeyler vardı ki içinde bu yaşa kadar beyninden silinmemişti. Evet o kitaptı en sevdiği kitap. Adını söyleyiverdi kitabın. İhtiyar şimdi ona sıcacık bakmaya başlamıştı. Sonra ne konuşmuşlardı hatırlamıyordu. Çünkü ondan sonra çocukluğunun o güzelim kitabının anılarına dalmış gitmişti.
Evet, o kitabı yeniden bulmalıydı. Ama nereden? Yalnızca adını hatırlıyordu, yazarını bile unutmuştu. Babasına sormayı düşündü. Nasıl soracaktı? Mektubunda sorabilirdi elbette. Mektup yazmıyor muydu nasıl olsa babasına? Kitabın adını yazmak için ellerini tuşlara uzattığında parmaklarının altındaki tuşların oyma beyaz harfli siyah tuşlar değil, ergonomik bilgisayar klavyesinin, kabartma harfli gri tuşları olduğunu farketti. Önündeki koyu gri ekranda beyaz sütunlar boyunca adlar ve sayılar uzanıyordu...
Sabahtan beri çalışıyordu, artık yorulmaya başlamıştı ama epeyce iş yapmıştı. Öteki masalarda oturan arkadaşlarına baktı, onlar da yorulduklarını gösteren hareketler yapıyorlardı. Kimisi gözlüğünü çıkarmış siliyor, kimisi ellerini beline koymuş sırtını dikleştirmeye çalışıyordu. Ayakta dolaşanlar da artmıştı. Birisi elinde bir bardak suyla kapıdan içeri giriyor, bir diğeri tuvaletlerin olduğu tarafa doğru gidiyordu. Ufaktan konuşmalar da başlamıştı. Biraz önce ona gülümseyen kız yan masadaki arkadaşına eğilmiş bir şey soruyordu. Arkadaşına çevirdiği gözlerde boş bakışların yerini biraz kıskanç bir merak almıştı. Kimbilir neler konuşuyorlardı. Konuşmalarından kulağına bir araba markası çalınmıştı. İkisinden biri ya bir araba almıştı, ya da alacaktı herhalde.
‘Araba güzel şey’ diye düşündü. Bir arabası olsaydı ne güzel gezerdi kimbilir. Üstelik sabahları otobüs kuyruklarında beklemekten de kurtulurdu. Ama en önemlisi şöyle upuzun bir yolculuğa çıkabilirdi. Nereye giderdi peki bir arabası olsaydı? İçinden bir ses ‘yağmurlu bir yere,’ diyordu. Nereden çıkmıştı bu yağmur şimdi? Dışarısı günlük güneşlikti. İçerideki klimadan anlaşılmıyordu ama herhalde çok da sıcak olmalıydı. Olsun onun arabasının da kliması olurdu. Serin bir arabanın içinde, televizyondaki araba reklamlarında olduğu gibi dağlara tırmanır, güzel kıyılar boyunca arabasını sürer dururdu. Gider giderdi... Gider giderdi... Peki sonra... İçindeki ses ‘dünya yuvarlaktır’ deyip hayallerini bozuncaya kadar arabasını sürüyordu ama bu kadar araba sürdükten sonra dönüp dolaşıp aynı yere geleceğini düşünmek işin büyüsünü kaçırdı. Peki araba almayacaktı o zaman. Zaten bir arabası olursa artık sabahları otobüs durağına giderken içinden geçtiği o güzel parkı da göremez olacaktı. Aslında arabasını otobüs durağının yakınına park edebilirdi belki, ama akşam yorgun argın işten döndüğünde böyle bir şeyi hiçbir zaman yapmayacağını çok iyi biliyordu. Hem araba sürmeyi de hiçbir zaman sevmemişti ki. Gideceği bir yer de yoktu.
Olmaz olur mu? O çocukluğundaki kitapta anlatılan türden başı ve sonu olmayan bir yolculuğa çıkabilirdi pekala. Ah, bir bulabilseydi şu kitabın yazarının adını. Belki hala yaşıyorsa ona bir mektup yazar ve böyle bir yolculuğa çıkabilmesi için ne gerektiğini sorabilirdi. Aslında neyin gerektiğini çok iyi bildiğini de işte tam o anda farketti. Gözleri ekrandan fotokopi makinasına doğru çevrildi. Evet, işte beyaz kağıt hala orada duruyordu. Artık onu fotokopi kağıdı diye aşağılamaktan vazgeçmişti. Boş bir beyaz kağıttı makinanın üzerinde duran. Bomboş, bembeyaz. Hızla ayağa kalktı. Masaların arasından danseder gibi süzülerek geçip fotokopi makinasının başına gitti. Kağıdı kaptı, yine danseder gibi adımlarla kapıya doğru yürüdü. Birbirleriyle konuşan iki kız onda bir gariplik olduğunu sezmiş gibi konuşmalarını kesmiş gözleriyle onu izliyorlardı. Kızların ikisine birden gülümsedi, başıyla neşeli bir selam verdi. Elindeki kağıdı gösterdi. Kızlar bir şey anlamamışlardı ama anlamış gibi yaptılar. Birdenbire neşeli selamına hiç uymayan bir açıklama yaparken buldu kendini;
‘Babam on yıl önce bugün ölmüştü, o gün usul usul yağmur yağıyordu. Bilseniz, öyle iyi, öyle hayat dolu bir insandı ki. Hep bir kayığı olsun istemişti, ama olmadı işte.’
Sonra elindeki beyaz kağıdı kızlara doğru salladı. O sırada birden gözleri parladı. Yandaki masalardan birinin üzerinde bir kurşun kalem görmüştü, hem de ucu sipsivri açılmış bir kurşun kalem. Hızla uzanıp kalemi kaptı ve koşar adımlarla kapıdan çıktı.
Deniz kıyısındaki çay bahçesinin küçük çaycısı ona dördüncü çayını verdiği sırada oraya gelirken satın aldığı bomboş bembeyaz kağıtların üçüncüsünü dolmak üzereydi. Biraz önce kıyıyı döven dalgaların birdenbire durulduğunu, gökyüzünü tatlı, alevli bir griliğin kapladığını fark etmemişti bile. Kalemi nemlenen kağıdın üzerinde yazmaz olunca başını kaldırmasaydı usulca başlayan yağmurun da farkına bile varmayacaktı.

Hayalet mi Vampir mi?:Vampir
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Rolande Addié
5. Sınıf
avatar

RPG Puanı :
100 / 100100 / 100

Kadın
Mesaj Sayısı : 1462
Yaş : 23
Savaş Tarafın : Chiarore Suo Guardia
Rp Partneri : Forever Sébastien! He is my love angel.
En Belirgin Özellik : Sabırlı kişilik ve oldukça sakar o.O
Asa : 21 Inch,Hipogrif Tüyü, At Kılı
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 26/06/09

Galleon
Galleon: 1000
Patronus: Seçilmedi

MesajKonu: Geri: Yaratık Alımları   Perş. Tem. 23, 2009 3:26 pm

Onaylandı.

_________________


I can almost see it
That dream I'm dreamin
But there's a voice inside my head saying you'll
never reach it.


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Nemesis Schwiérsk
Vampir
avatar

RPG Puanı :
100 / 100100 / 100

Kadın
Mesaj Sayısı : 8
En Belirgin Özellik : Sessiz.
Asa : .
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 31/07/09

Galleon
Galleon: 10
Patronus: Seçilmedi

MesajKonu: Geri: Yaratık Alımları   Cuma Tem. 31, 2009 7:41 pm

Nemesis Schwiérsk
22
Soğuk, aşırı bencil, kibirli, gerektiğinde agresif ve aşırı sessiz.
Vampir.
Örnek Ro^^
Bakanlıkta yeni bir gündü. Vasylna odasının kapısını yavaşça açtı. İçerisi eskimiş parşömen gibi kokuyordu. Eski tahta masasının üzeri birçok dosyayla doluydu. Normalde bu kadar dosya olmazdı ama herkes zirvedeydi ve gitmiş olanların dosyaları da ona getirilmişti. Masaya yaklaşarak en üstte duran dosyayı eline aldı ve okumaya başladı. Uzun bir süre sonra bir kaç dosya okumuştu. Sandalyeye oturdu. Masada duran Tüy kalemi eline alarak dosyaların üzerlerine bir şeyler yazmaya başladı. Tüy kalemi elinden bıraktığında hala aynı dosyada olduğunu fark etti. Üstelikte biraz önce bırakmış olduğu tüy kalem yerinde yoktu. Oysaki kalem odanın karanlığında yere düşmüştü ama Vasylna onu almakla uğraşamazdı. Yeni bir kalem alarak yeniden dosyaları gözden geçirmeye başladı. İçi sıkılmıştı. O kadar dosya vardı ki... Sandalyeden yavaşça kalkarak cama yaklaştı. Aşağısı büyücü kaynıyordu. Neler olduğunu anlamamıştı ama hiç bu kadar büyücüyü bir arada görmemişti. Aralarında tanıdık hiçbir yüz yoktu. Vasylna yavaşça camı açtı ve aşağıya bakındı. Hiçbir şey duyamıyordu ama aşağıdan bir uğultu geliyordu. Tozlanmış perdeye parmaklarını değdirdi. Ne tür bir kumaştı bu böyle. Yumuşacıktı. Perdeyi bırakarak masasına geri döndü. Dosyalar oldukları yerde duruyorlardı. Eski tahta masanın rengi gözükmüyordu çünkü üstü dosya doluydu. Vasylna başını yeniden cama çevirdi. Hiç bu kadar durgun bir hava görmemişti özelliklede güneşli bir günde... Ne rüzgar vardı nede başka bir şey. Bir şeyler olduğu açıkça ortadaydı ama Vasylna neler olduğunu çözememişti. Yeniden dosyalarına dönerek işleriyle uğraşmaya başladı.
Saat üç buçuk olmuştu ve karnı zil çalıyordu. Sandalyesinden kalktığında da masada duran onca dosyanın birazcık bile olsa azalmış olduğunu fark etti. Buna sevinmişti en azından işini yarıladığını anlamıştı. Sehpada duran boş bardağa baktı ve asasını çıkararak içini kahve ile doldurdu. Masanın önünde duran siyah deri koltuklara yavaşça oturdu ve kahvesinden birer yudum aldı. Bu sırada gözlerini kapattı ve dün yaşadıklarını düşünmeye başladı. Onun için gurur verici bir anıydı dün yaşananlar. Uzun bir sessizlikten sonra gözlerini açtı. Kahvesinden bir kaç yudum daha alarak masasına oturdu. Dosyalar onu bekliyordu. Tam çalışmaya başlamıştı ki kapı birden sonuna kadar açıldı. Ne kadar kabaca... Gelen 2. kattan Ralph'tı. Yüzünde heyecanlı bir ifade vardı. "Bayan Xeniades... Bakanımız sizi odalarına çağırıyor." Dedi ve Vasylna'nın yüzüne bakmaya başladı. Şimdi nerden çıkmıştı da bakan onu çağırmıştı. Hem de bu kadar işin içinde. Açıkçası şaşırmıştı. Hızlı bir şekilde masasından kalkarak kapıdan çıktı. Kapıyı kapamak aklının ucundan bile geçmemişti. Hızlı adımlarla merdivenlerden çıkmaya başladı. Bu merdivenler ilk defa o kadar uzun gelmişti Vasylna'ya. Bakanın odasına gelince kapıyı çalmadan önce saçını ve elbisesini dikkatlice düzeltti. Ve kapıyı heyecanla çaldı. Tık... Tık... Bakanın o bilindik sesini duyunca yavaşça kapıyı açtı. Bakanın sesi normal gibi durmuyordu. Sanki biraz endişeli gibiydi. Vasylna içeriye girdiği gibi bakanın suratına dikkat etti. Sanki biraz daha yaşlanmış gibiydi. "Bayan Xeniades sizi buraya çağırmamın sebebini uzatmadan hemen söyleyeceğim çünkü ne kadar kısa sürede iletilirse o kadar iyi olur. " Dedi. Vasylna bin kat meraklanmıştı. Sabırsızlıkla bakanın sözlerini dinlemeye başladı. Bir yandan da bakanın ağzından çıkan her sözü hafızasına kaydediyordu. "Bunu duyunca size biraz garip gelebilir ama Büyücü dünyasında bir virüs ortaya çıktı. Ve bu virüsün neyden kaynaklandığından şimdilik emin değiliz ama en kısa sürede çözeceğimize eminim. Neyse sizin göreviniz elimde bulunan parşömeni Hogwartstaki müdirelere iletmeniz. Orada birçok öğrencimiz var. Onlara bir şey olmasını istemeyiz açıkçası. Bu yüzden en kısa sürede Hogsmeade'e cisimlenip oradan da Hogwarts'a gitmeniz gerekmektedir." Dedi ve Vasylna'ya baktı. Vasylna şaşırmış ve afallamıştı. Neler oluyordu böyle, Bu virüste nerden çıkmıştı? "Ta-Tabi…" Dedi ama neler olduğunu henüz anlamış değildi. Bir virüs mü? Neden çıkmış olabilirdi ki? Vasylna bakanın odasından çıktığında tek bir düşüncesi vardı. Virüs... Heyecanla elini cebine attı. Asası ve arşömen yerindeydi. Artık cisimlenebilirdi. Hiç vakit kaybetmeden Bakanlıktan cisimlendi. Hogsmeade her zamankinden daha da önemli gelmişti Vasylna'nın gözüne. Hızlı adımlarla Hogwarts'a doğru ilerlemeye başladı. Hava iyice kararmaya başlamıştı. Cebinden asasını çıkararak yürümeye başladı. Hogwarts şimdi çok daha yakınında gibiydi ama daha çok yolu vardı. Yanındaki ağaçlar arasında sanki hareket eden bir şeyler vardı. Gözlerini kısarak ormana doğru baktı. Rüzgar çıkmıştı sanki. Cebinden bir lastik çıkararak saçlarını topladı. Bir şeyler hareket ediyordu. Yeniden ormana doğru baktı. Orda kesinlikle bir şeyler vardı. Psikolojik olarak arkasına dönmesi gerektiğini hissetti. Sanki arkasında bir şey hareket ediyordu. Asasını yavaşça havaya kaldırdı ve arkasına döndü. Dönmesiyle gözlerinin kocaman açılması bir oldu. Bu neydi böyle. Bir yaratık? Bir ruh? ... Ve gittikçe Vasylna'ya yaklaşıyordu. Bu... Bu... Bu bir zombi mi? diye sordu kendi kendine. Olamazdı burada bir zombi ne arardı. Asasını ona doğru uzattı. Yaratık şimdi gittikçe hızlanmıştı. "Avada Kedavra!! " Yaratık yere düşmüştü. Vasylna yaratığa doğru koştu. Yere eğilerek incelemeye başladı. Neydi bu hala emin değildi. Yeniden ayağa kalktı. Bunu Hogwarts'a gidince hem müdirelere hem de bakanlığa söylemeliydi. Ayağa kalkarak yeniden yürümeye başladı. Ama içi rahat değildi. İzleniyormuş gibi hissediyordu. Sonuçta bir tane varsa başka bir tanede olabilirdi. Asasını sıkıca tuttu. “Bir avada kedavrayla ölen varlıklar...” Ama yinede korkuyordu sanki. Korkuyu severdi. Hızlıca arkasına döndü. Bu da neydi böyle tam 3 tane aynı yaratık vardı. Artık kesindi. Bunlar zombi olmalıydı. "Avada Kedavra!! " İlkini öldürmüştü ama diğeri iyice yakınına yaklaşıyordu. Hemen koşmaya başladı. Hava resmen kararmış akşam olmuştu. İlerde duran bir ağacın arkasına saklandı. Asasını o kadar sıkıyordu ki eli acıyordu. Başını geldiği yola çevirdi. Biri ormana gelmişti bile. Vasylna ağacın arkasından çıkarak "Avada Kedavra!! " Diye bağırdı. Asasından çıkan yeşil ışık ormanı aydınlatmıştı. Zombi gürültülü bir şekilde yere düştü. Vasylna onu incelemeye sıra bulamadı çünkü diğer zombi tam yanındaydı. Yeniden koşmaya başladı. Koluna baktı. Kanıyordu. Aldırış etmeden koşmaya devam etti. Arkasına döndü. Zombi neredeydi? Hiçbir yerde yoktu. "Lumos. " Asasının ucundaki ışık kütlesi etrafı aydınlatmıştı. Ama yinede göremiyordu. Nereye gitmişlerdi. Yeniden yola doğru koştu. Hala gözükmüyorlardı. Hogwarts'a çok az kalmıştı. Olanca gücüyle koşmaya başladı. Asasından çıkan ışık yolu aydınlatıyordu. Kısa bir süre sonra Hogwarts'ın kapısındaydı. Kapıda duran bekçi ışığı Vasylna'nın yüzüne tutarak onu içeriye aldı. Vasylna'nın neden buraya geldiğini sorup duruyordu. Kolu da kanıyordu zaten... Şimdide hangi müdireyle görüşeceğini soruyordu. Nasıl biriydi bu böyle? Hemen büyük salona girmeliydi. Öğrencilerin akşam yemeği saati olmalıydı. Bunu bekçiye de açıkladı. Bekçi Vasylna'nın yüzüne dikkatlice baktıktan sonra onu büyük salona aldı. Vasylna kolunu tuttu. Ne olmuştu koluna? Vasylna büyük salonun kapısına geldiğinde içerideki öğrencilerin gürültülerini duydu. Bu sesi özlemişti. Vasylna'nın içeriye adımını atmasıyla herkesin susması bir olmuştu. Vasylna meraklı gözlere aldırış etmeden Profesör Caliente'ye yaklaştı. Bakanın ona vermiş olduğu kağıdı aceleyle profesöre uzattı. Profesör onu ilk gördüğünde şaşırmıştı fakat kağıdı okuyunca çok daha şaşırmış olduğu belli oluyordu. Vasylna içinde ne yazdığını biliyordu. Neden böyle bir tepki verilmesi gerektiğini de… Profesör sanki o önünde değilmiş gibi bir hışımla yerinden kalkarak diğer müdirelerin yanına gitti. Vasylna burada daha fazla kalamazdı. Hızlı bir şekilde arkasını döndü ve kapıya doğru yürümeye başladı. Öğrenciler hala meraklı gözlerle bakıyordu. Vasylna bekçinin yanına geri döndü. Hogwarts’ta cisimlenemeyeceğini biliyordu. Kolu kanıyordu. Bu da umurunda değildi. Bekçiye selam verdikten sonra kapıdan dışarıya çıktı. Hogwarts... Onun eski yuvasıydı. Ailesinden uzak olmasını sağlayan yerdi. Burada ne kadar anısı kalmıştı... Bunları düşünerek bakanlığa cisimlendi. Bakanlığın tabanına ayakları değince rahat bir nefes aldı. Odasındaydı ve artık her şey bitmişti. Hemen ayağa kalkarak bakanın odasına gitti. Bakan odasındaydı. Kapıyı tıklatarak içeriye girdi ve görevi tamamladığını bildirdi. Büyük bir olasılık bakanda iyi bir nefes almıştı. Odasına geri giderken Zombiler aklına geldi. Ama şimdi söyleyemeyecekti. Çünkü çok yorulmuştu. Biran önce uyumak istiyordu. Ve birde kolu… Ona da bir şeyler yapmalıydı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Rolande Addié
5. Sınıf
avatar

RPG Puanı :
100 / 100100 / 100

Kadın
Mesaj Sayısı : 1462
Yaş : 23
Savaş Tarafın : Chiarore Suo Guardia
Rp Partneri : Forever Sébastien! He is my love angel.
En Belirgin Özellik : Sabırlı kişilik ve oldukça sakar o.O
Asa : 21 Inch,Hipogrif Tüyü, At Kılı
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 26/06/09

Galleon
Galleon: 1000
Patronus: Seçilmedi

MesajKonu: Geri: Yaratık Alımları   Cuma Tem. 31, 2009 7:46 pm

Rütbeniz veriliyor.Bundan sonra alımlar yeni sisteme göre yani rp puanlarına göre yapılacaktır.

_________________


I can almost see it
That dream I'm dreamin
But there's a voice inside my head saying you'll
never reach it.


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Rosemarie Hathaway
4.Sınıf
avatar

RPG Puanı :
78 / 10078 / 100

Kadın
Mesaj Sayısı : 361
Savaş Tarafın : Dark!
En Belirgin Özellik : Masum xD
Asa : İlk Güç
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 31/07/09

Galleon
Galleon: 10
Patronus: Seçilmedi

MesajKonu: Geri: Yaratık Alımları   Cuma Tem. 31, 2009 11:02 pm

Karakter Ad-Soyad:Rosemarie Hathaway
Yaş:20
Kişisel Özellikler:
Hayvanları çok sever onlara zarar gelmesin diye insan kanı içer. Hayvanlar ona göre çok masum varlıklar en azından insanlar kadar şeytani değil. Bu yüzden insan avlar.
Ama asla bebek yada çocuk avlamaz.
çoğunlukla insanken sinirini bozanları ve ya suçluları çok susadığında da ona sarkıntılık eden gençleri avlar. Kendi türünden de nefret ettikleri vardır. Örn: Kendini birşey sanan vampirleri ve kurtlarla anlaşmaları olduğunu iddia eden vampirleri
RPG Puanı: 78
Hayalet mi Vampir mi?: Vampir
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Rolande Addié
5. Sınıf
avatar

RPG Puanı :
100 / 100100 / 100

Kadın
Mesaj Sayısı : 1462
Yaş : 23
Savaş Tarafın : Chiarore Suo Guardia
Rp Partneri : Forever Sébastien! He is my love angel.
En Belirgin Özellik : Sabırlı kişilik ve oldukça sakar o.O
Asa : 21 Inch,Hipogrif Tüyü, At Kılı
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 26/06/09

Galleon
Galleon: 1000
Patronus: Seçilmedi

MesajKonu: Geri: Yaratık Alımları   Cuma Tem. 31, 2009 11:05 pm

Rütbeniz veriliyor.

_________________


I can almost see it
That dream I'm dreamin
But there's a voice inside my head saying you'll
never reach it.


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Trace Devin Night
Vampir
avatar

RPG Puanı :
70 / 10070 / 100

Erkek
Mesaj Sayısı : 9
Yaş : 24
Savaş Tarafın : DeathEaters
Rp Partneri : Rita Bagterlayer^^
En Belirgin Özellik : Ölümsüzlük^^
Asa : Asa?
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 02/08/09

Galleon
Galleon: 10
Patronus: Seçilmedi

MesajKonu: Geri: Yaratık Alımları   Paz Ağus. 02, 2009 12:05 pm

Karakter Ad-Soyad: Lucas Danny Smith

Yaş: 25 yaşında biri gibi görünen aslında 85 yaşında olan biri..

Kişisel Özellikler: Dan, çok cesurdur. Sevdikleri için her şeyi göze alabilecek kadar cesur. Ayrıca kibar biridir. Her vampir gibi ancak ona kötü davrananların sonu pek iyi olmaz. Çok güçlü biridir. Ancak kendisinden zayıflara zarar vermez. Hatta, zayıflara zarar verenlere kendisi zarar verir. Kısaca arkadaşları için hayatını tehlikeye atar.

RPG Puanı[En az 70 olmalıdır]: 70 (Evangeline, 70 aldı, İstek-Şikayet-Öneri'ye bu hesabı da 70 yapması gerektiğini söylemişti =))

Hayalet mi Vampir mi?: Vampir
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Rolande Addié
5. Sınıf
avatar

RPG Puanı :
100 / 100100 / 100

Kadın
Mesaj Sayısı : 1462
Yaş : 23
Savaş Tarafın : Chiarore Suo Guardia
Rp Partneri : Forever Sébastien! He is my love angel.
En Belirgin Özellik : Sabırlı kişilik ve oldukça sakar o.O
Asa : 21 Inch,Hipogrif Tüyü, At Kılı
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 26/06/09

Galleon
Galleon: 1000
Patronus: Seçilmedi

MesajKonu: Geri: Yaratık Alımları   Paz Ağus. 02, 2009 3:10 pm

Rütbeniz veriliyor.

_________________


I can almost see it
That dream I'm dreamin
But there's a voice inside my head saying you'll
never reach it.


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Rita Bagterlayer
Ölü
avatar

RPG Puanı :
75 / 10075 / 100

Kadın
Mesaj Sayısı : 48
Yaş : 28
Savaş Tarafın : Karanlık
Rp Partneri : yokk
En Belirgin Özellik : cesur, kararlı, hızlı
Asa : Asaya ihtiyacım yok.
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 08/07/09

Galleon
Galleon: 10
Patronus: Seçilmedi

MesajKonu: Geri: Yaratık Alımları   Perş. Ağus. 06, 2009 5:59 pm

Karakter Ad-Soyad: Rita Bagterlayer
Yaş:19 yaşında
Kişisel Özellikler:cesur, çevik, hızlı, hırslı,maceracı, zarif
RPG Puanı[En az 70 olmalıdır]:75(thalia' nın puanının buraya da geçirilmesi için başvuru yaptım)
Hayalet mi Vampir mi?:Vampir


En son Rita Bagterlayer tarafından Perş. Ağus. 06, 2009 6:38 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Rolande Addié
5. Sınıf
avatar

RPG Puanı :
100 / 100100 / 100

Kadın
Mesaj Sayısı : 1462
Yaş : 23
Savaş Tarafın : Chiarore Suo Guardia
Rp Partneri : Forever Sébastien! He is my love angel.
En Belirgin Özellik : Sabırlı kişilik ve oldukça sakar o.O
Asa : 21 Inch,Hipogrif Tüyü, At Kılı
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 26/06/09

Galleon
Galleon: 1000
Patronus: Seçilmedi

MesajKonu: Geri: Yaratık Alımları   Perş. Ağus. 06, 2009 6:31 pm

Alındınız. Bundan sonra vampir alımları sona ermiştir. Sadece hayalet alımları yapılacaktır.

_________________


I can almost see it
That dream I'm dreamin
But there's a voice inside my head saying you'll
never reach it.


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Mélanie L. Black
4.Sınıf
avatar

RPG Puanı :
76 / 10076 / 100

Kadın
Mesaj Sayısı : 274
Yaş : 24
Savaş Tarafın : Karanlık
Rp Partneri : Eksik kalsın
En Belirgin Özellik : Kendini beğenmişlik ve istediğinin her zaman olmasını başaran, kötü ve itici bir kız ^^
Asa : ...
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 28/06/09

Galleon
Galleon: 10
Patronus: Seçilmedi

MesajKonu: Geri: Yaratık Alımları   Cuma Ağus. 07, 2009 6:20 pm

Karakter Ad-Soyad:Lessie Whibley Lavigne
Yaş:16
Kişisel Özellikler:Kötü ruhlu, kendisinden üstün kimseyi istemeyen, alaycı ve şımarık bir kızdır ^^
RPG Puanı[En az 70 olmalıdır]:75
Hayalet mi Vampir mi?:Hayalet
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Rolande Addié
5. Sınıf
avatar

RPG Puanı :
100 / 100100 / 100

Kadın
Mesaj Sayısı : 1462
Yaş : 23
Savaş Tarafın : Chiarore Suo Guardia
Rp Partneri : Forever Sébastien! He is my love angel.
En Belirgin Özellik : Sabırlı kişilik ve oldukça sakar o.O
Asa : 21 Inch,Hipogrif Tüyü, At Kılı
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 26/06/09

Galleon
Galleon: 1000
Patronus: Seçilmedi

MesajKonu: Geri: Yaratık Alımları   Cuma Ağus. 07, 2009 6:44 pm

Rütbeniz veriliyor.

_________________


I can almost see it
That dream I'm dreamin
But there's a voice inside my head saying you'll
never reach it.


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Neithan James Dawson
Ölü
avatar

RPG Puanı :
82 / 10082 / 100

Erkek
Mesaj Sayısı : 10
Savaş Tarafın : New World Order
Rp Partneri : Claire Trisha Whisper
Asa : ---
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 11/08/09

MesajKonu: Geri: Yaratık Alımları   Salı Ağus. 11, 2009 10:12 am

-Edit-


En son Neithan James Dawson tarafından Salı Ağus. 11, 2009 4:09 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Rolande Addié
5. Sınıf
avatar

RPG Puanı :
100 / 100100 / 100

Kadın
Mesaj Sayısı : 1462
Yaş : 23
Savaş Tarafın : Chiarore Suo Guardia
Rp Partneri : Forever Sébastien! He is my love angel.
En Belirgin Özellik : Sabırlı kişilik ve oldukça sakar o.O
Asa : 21 Inch,Hipogrif Tüyü, At Kılı
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 26/06/09

Galleon
Galleon: 1000
Patronus: Seçilmedi

MesajKonu: Geri: Yaratık Alımları   Salı Ağus. 11, 2009 3:18 pm

Rolande Addié demiş ki:
Alındınız. Bundan sonra vampir alımları sona ermiştir. Sadece hayalet alımları yapılacaktır.

En son bunu demiştim canım.

_________________


I can almost see it
That dream I'm dreamin
But there's a voice inside my head saying you'll
never reach it.


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Oliver H. Whisper
Tılsım Profesörü-Gryffindor B.S-Kurtadam
avatar

RPG Puanı :
98 / 10098 / 100

Erkek
Mesaj Sayısı : 805
Yaş : 23
Savaş Tarafın : Chiarore Suo Guardia
Rp Partneri : la MİA vita ;)
En Belirgin Özellik : çabuk ve mantıklı karar verme
Asa : maral tüylü abanoz ağacından üretim üzerinde iki tane mavi renkli zümrüt taş var bunlar asayı sahibine karşı gelen büyülerden haberdar ediyor (parlayarak).. Üstelik asa kendi sahibine asla saldırı büyüsü yapmıyor, yapıldığı anda yapan kişinin eli alev alıp yanıyor..
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 24/06/09

Galleon
Galleon: 360
Patronus: kuzgun

MesajKonu: Geri: Yaratık Alımları   Cuma Ağus. 28, 2009 4:22 pm

Karakter Ad-Soyad: Oliver H. Whisper
Yaş: 26
Kişisel Özellikler: Otoriter, bazen çabuk sinirlenen, sabırlı, ilkelerine dayanan, biraz da haşere Very Happy
RPG Puanı[En az 70 olmalıdır]: 98
Ne olmak istiyorsun?: Kurtadam

_________________


Mia Alyssa Ventimiglia&Oliver H. Whisper
Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://magicalhogwarts.highbb.com/
Rolande Addié
5. Sınıf
avatar

RPG Puanı :
100 / 100100 / 100

Kadın
Mesaj Sayısı : 1462
Yaş : 23
Savaş Tarafın : Chiarore Suo Guardia
Rp Partneri : Forever Sébastien! He is my love angel.
En Belirgin Özellik : Sabırlı kişilik ve oldukça sakar o.O
Asa : 21 Inch,Hipogrif Tüyü, At Kılı
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 26/06/09

Galleon
Galleon: 1000
Patronus: Seçilmedi

MesajKonu: Geri: Yaratık Alımları   Cuma Ağus. 28, 2009 4:23 pm

Başvurunuz onaylanmıştır.

_________________


I can almost see it
That dream I'm dreamin
But there's a voice inside my head saying you'll
never reach it.


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Rebecca Moss
1.Sınıf-Vampir
avatar

RPG Puanı :
95 / 10095 / 100

Kadın
Mesaj Sayısı : 37
Savaş Tarafın : Z.A.Y
Rp Partneri : acil aranıyor.
En Belirgin Özellik : Asi ve İnatçı.
Asa : Alınacak.
Ruh Halin :
Kayıt tarihi : 05/09/09

MesajKonu: Geri: Yaratık Alımları   C.tesi Eyl. 12, 2009 7:23 pm

Karakter Ad-Soyad: Dulcie Desirée Black
Yaş: 14
Kişisel Özellikler: Asi ve inatçı bir kişiğe sahip olduğu gerçeği kaçınılmazdır. Zekidir ve zekasını kullanmasını iyi bilir. İçinde neden olduğu anlaşılmayan bir vampir aşkı vardır.
RPG Puanı[En az 70 olmalıdır]: 74
Ne olmak istiyorsun?: Vampir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Yaratık Alımları   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Yaratık Alımları
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
2 sayfadaki 3 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2, 3  Sonraki
 Similar topics
-
» Animagus & Kurtadam Alımları
» `Mitoloji Dersi; Ders Alımları´
» Crossroads Demons (Kırmızı Gözlü İblis)
» Boleyn Ailesi Alımları
» Şekil Değiştiren/Shapeshifter

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Hogwarts Cadılık Ve Büyücülük Okulu :: Büyücü İşleri :: Meslek Rehberi-
Buraya geçin: